İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

2025 ve iş dünyası

Pandeminin ilan edilmesiyle birlikte yeni bir çağ başladı. Bu çağın tam olarak başlaması için geçiş süreci 2025 yılında dolacak ve yeni çağ tam olarak başlayacak. 2019’dan bu yana dünyadaki her şey hızlı şekilde değişime uğramaya başladı. İş dünyası da bundan nasibini aldı ve almaya devam ediyor.

Dünya, ülkemizden daha önce iş dünyasının, girişimciliğin gücünün farkına vardı. Hal böyle olunca biz maalesef çok geriden geliyoruz. İş dünyasının kurallarını yazamadığımız gibi kurallara uymak zorunda kalan ya da popüler deyimle gelişmekte olan ülkenin iş dünyası olduk. Kural yazan değil kurala uyan bir ülke olduğumuz için de her zaman geriden gelmeye mecbur kılındık. Bu eşiği hiçbir zaman aşamadık.

Yeni çağın başlaması dünyadaki alışkanlıkları, kuralları yerle bir etti. Yeni bir düzen için eskinin yıkılması şarttır. Bu sebeple iş dünyasında, 2025 yılına kadar, 2019 yılına kadar bütün kurallar, alışkanlıklar ve ne varsa yıkılacak. Yerine yeni çağın kuralları gelecek. Yeni çağın başlangıcındayız. Bu sebeple iş dünyası kurallarını yazmak için geç kalmadık. Hatta geç kalmaya bile geç kalmadık. Ayağa kalkıp yeni çağın süper güçlü ülkesinin iş dünyası olabiliriz.

Geçmişten ders alıp, yeni çağın şartlarına göre güçlü, devasa şirketler ve global markalar oluşturmalıyız. Dünya, 24 saat aktif tek pazar haline geldi. Kural koyucu olmak istiyorsak bu standartta çalışmalar yapmalıyız. 24 saat avucumuzun içinde olan bir pazardan bahsediyoruz. Bunun dinamiklerini çok iyi anlamamız ve pozisyonumuzu buna göre almalıyız. Pandemi ile koca koca gösterişli ofislerin, ultra büyük verimsiz fabrikaların gereksizliğini gördük. Tüm dünya üretimin verimlilikten geçtiğini, üretim yolunda gereksiz betona yatırım yapmanın aptalca olduğunu anladı. Aylarca koca, hantal, gösterişli ama verimsiz ofisler, üretim yerleri, plazalar boş kaldı. İşler sadece küçücük diz üstü bilgisayarlarından, evlerimizin bir köşesinden yürütüldü.

Dünya iş hayatı, beşerî yatırımın önemini anladı. O zamana kadar bu alanda yatırım yapan şirketlerin, pandemi döneminde nasıl hızla çılgınca büyüdüğüne şahitlik etti.

Maalesef bizim gibi kurallara uyan ülkelerin iş dünyasının çok büyük kısmı, yaya kaldı. Elbette beşerî yatırım yapan girişimcilerimiz de var ve onların, pandemi sürecindeki büyümesini gıpta ile izledik.

Genel için ise söylenebilecek şey, bu zamana kadar tek amacı para kazanmak olan girişimlere imzalar atıldı binlerce girişimci tarafından. Sermayesi yetersiz bir ülke olduğumuzu da hesaba katınca her yer şirket mezarlığı oldu. Verimsiz teşvik uygulamaları, şekilcilikten öteye gidemedi. İş dünyası sivil toplum kuruluşları, fayda üretmekten ziyade bireysel istikbal için mücadele eden yöneticilerle dolu olduğu için, iş dünyasına yeteri kadar katma değer yaratamadı. Bunların toplamının sonucu kural koyan değil kurallara uyan bir iş dünyasına sahip olmamıza neden oldu.

Bundan sonra devletimiz, uygulayacağı politikalarla; vergide, teşvik politikalarında, kanun ve yönetmelerde oluşturacağı yeniliklerle; sivil toplum kuruluşları yaratacağı katma değerle ve devletimiz ile iş dünyası arasında yapacağı köprü göreviyle; iş dünyası beşerî yatırım önceliği ile global şirket/marka olma hedefiyle çalışma yapmalıdır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir