Menü Kapat

Yeni Çağda Partisiz Siyaset

 Yeni çağa geçiş sürecinin sona ermesiyle birlikte yeni çağ resmen başlamıştır ve bu yeni çağda yeni bir dünya düzeninin oluşacağı öngörülmektedir. Bu yeni düzende en fazla etkilenecek alanların başında devlet yönetimleri gelmektedir. Bu sebeple yeni çağı, “devlet yönetimleri çağı” olarak tanımlamak doğru olacaktır. Devletlerin üst akılları, yönetim yapılarını yeni çağa hazırlamak durumundadır. Eski çağdan arınmış, yeni yaklaşımlara sahip devlet yönetim sistemlerinin kurulması artık bir zorunluluktur.

Eski çağın son dönemlerinde siyasetin devlet yönetimindeki ağırlığı ve bunun yol açtığı olumsuz sonuçlara tüm dünya tanıklık etmiştir. Devlet yönetiminin iç siyaset malzemesi hâline getirilmesi, topluma iyi bir görüntü vermek ve oy oranlarını artırmak amacıyla yapılan yanlış uygulamaları beraberinde getirmiştir. Siyaseten doğru görünen birçok uygulamanın, devlet yönetimi açısından her zaman doğru olmadığı açıkça ispatlanmıştır.

Siyaset kurumu ile bürokrasi, sınırları net biçimde tanımlanmış alanlar içerisinde varlığını sürdürmesi gereken kurumlardır. Bu sınırlar aşıldığında devlet, siyasi bir kimliğe bürünür ki bu durum devlet yönetimi açısından son derece sakıncalıdır. Siyasetin sınırlarını aşarak bürokrasiyle vesayet mücadelesine girmesi, devlet yönetimine ciddi zararlar vermektedir.

Siyasetin devlet yönetimindeki gücü tekeline aldığı dönemlerde, bunun ülkelere verdiği zararlar farklı devlet örneklerinde açıkça görülmüştür. Etkin bir denetim mekanizması olmadığı sürece bu tür sınır ihlalleri ve vesayet düzenleri kaçınılmaz olmuştur. Eski çağın devlet anlayışlarında denetim mekanizmaları çoğu zaman yalnızca kâğıt üzerinde kalmış, gerçek anlamda bir yönetimsel denetim tesis edilememiştir. Bu nedenle siyasetin ya da bürokrasinin sınırlarını aşarak vesayet oluşturabilmesi oldukça olası bir durum hâline gelmiştir.

Yeni çağın başlangıcında, eski çağa ait yönetim yaklaşımları olan Kıta Avrupası ve Anglo-Amerikan modelleri iflas etmiştir. Bu durum, yeni çağ için yeni devlet yönetimi yaklaşımlarının oluşturulmasını zorunlu kılmıştır. Yeni çağın devlet yönetimi anlayışı; yönetimsel denetimin etkin olduğu, kurumların sınırlarını aşamadığı ve hiçbir yapının vesayet oluşturamadığı bir sistem üzerine inşa edilmelidir.

Yeni çağın devlet yönetimi yaklaşımı ve bu yaklaşıma dayanan Merkez Anadolu Devlet Yönetimi Sistemi’nde, en az bir dönem partisiz siyaset programının uygulanması öngörülmektedir. Her siyasetçinin bireysel ve bağımsız şekilde siyaset yapması esas alınmaktadır. Bunun temel nedeni, eski çağdan miras kalan ve ciddi şekilde yıpranmış siyaset kurumunun bir süre dinlendirilerek, yeni çağ vizyonuna uygun biçimde yeniden yapılandırılmasıdır. Böylece ilerleyen dönemlerde, eski çağ kültürlerinden tamamen arınmış, bütünüyle yeni çağ vizyonuna sahip bir siyaset kurumunun inşa edilmesi mümkün olacaktır.

Merkez Anadolu Devlet Yönetimi Sistemi, yönetimsel denetim mekanizmasının; yasama, yürütme ve yargı erklerinden sonra dördüncü erk olarak anayasal güvence altına alınmasını öngörmektedir. Bu yapı sayesinde siyaset, bürokrasi ya da başka grupların devlet yönetiminde gücü tekeline alma girişimleri engellenecektir. Böylelikle devlet yönetiminde tek gücün, yani toplum adına devleti temsil eden yapının elinde kalması sağlanacaktır. Aynı zamanda devlet yönetimi içerisinde legal ya da illegal farklı grup ve oluşumların önüne geçilmiş olacaktır.

Devlet yönetiminin özü yönetimdir; siyaset, bürokrasi ya da başka kişi ve kurumlar değildir. Bu gerçeğin açık biçimde idrak edilmesi gerekmektedir. Devlet üst aklının, yeni çağda “devlet aklı” unsurunu teknokrasiyle birlikte; siyaset ve bürokrasi gruplarının yanına eklemesi zorunludur. Merkez Anadolu Devlet Yönetimi Sistemi, yeni çağda devlet aklının daha görünür ve etkin hâle gelmesini öngörmektedir. Devlet aklı, her kurumun içerisinde konumlandırılacak denge ve kontrol unsuru olmalıdır. Bu sayede siyasetin daha etkili biçimde yapılması ve devlet yönetiminin siyaset kurumundan daha fazla istifade etmesi mümkün olacaktır.

Sonuç olarak, yeni çağı “devlet yönetimi çağı” olarak tanımlamak gerekirse; siyasetin de eski çağa ait tüm kültürünü ve alışkanlıklarını terk etmesi kaçınılmazdır. Bunun yolu, partilerin olmadığı bir geçiş dönemiyle herkesin bağımsız hâle gelmesini ve sıfır noktasından yeniden başlamasını sağlamaktır. Böylece yeni dünya düzenine, siyasetin de en sağlıklı şekilde entegre edilmesi mümkün olacaktır.

Kaynakça

Bu makale, klasik anlamda literatür taramasına dayalı bir derleme veya ampirik araştırma değildir. Çalışma boyunca herhangi bir akademik metinden doğrudan alıntı yapılmamış, fikir aktarımı veya kavramsal ödünçleme yoluna gidilmemiştir. Metin, yazarın uzun yıllara dayanan düşünsel birikimi, devlet yönetimi alanındaki gözlemleri ve kuramsal soyutlama çabası doğrultusunda özgün olarak kaleme alınmıştır. Bu nedenle kaynakça bölümü, literatüre referans sunmaktan ziyade, çalışmanın özgünlüğünü ve kurucu niteliğini vurgulamak amacıyla bilinçli olarak sınırlı tutulmuştur.

Dolayısıyla bu çalışma, literatüre dayalı bir yorum metni değil; literatüre katkı sunmayı hedefleyen özgün bir teorik çerçeve olarak değerlendirilmelidir.

Posted in Devlet Yönetimi Sistemleri, Dünya ve Gelecek, Kamu Yönetimi, Siyasal Yönetim, Yönetim ve Organizasyon

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir