Pandemi sonrasında devlet yönetiminde yeni bir çağın başladığı ve bu çağın artık bir “devlet yönetimi çağı” olduğu net bir şekilde görülmektedir. Yeni çağda, eski dönemin tüm düzeninin yıkılması ve yerine yeni bir düzenin inşa edilmesi öngörülmektedir. Ancak yeni çağın başlangıcı gecikmiş; öngörülere göre 2025 yılının sonunda başlaması beklenen bu yeni dönem hâlâ geçiş sürecinde, yani eski düzenin yıkılma aşamasındadır.
Eski çağın devlet yönetimine dair düzeninin yıkılacağı ve yeni çağda yeni devlet yönetimi yaklaşımlarının ortaya çıkacağı anlaşılmaktadır.
Bu yeni çağın ortaya çıkan ilk devlet yönetimi yaklaşımı Merkez Anadolu’dur. Merkez Anadolu yaklaşımı, devlet yönetiminin yeni çağda nasıl olması gerektiğine dair öngörülen yapı taşlarından oluşur. Bu yaklaşım, eski çağın devlet yönetimi anlayışları olan Kıt’a Avrupası ve Anglo-Amerikan modellerinin üzerine inşa edilmiş ya da revize edilmiş bir versiyon değildir; tamamen yeni ve özgün bir devlet yönetimi yaklaşımıdır.
Merkez Anadolu devlet yönetiminin en önemli kavramı dengedir. Tüm ilkeleri, dengeli bir devlet yönetimi inşa etmeye yöneliktir. Çünkü denge, devlet yönetimini yeni çağda başarıya ulaştıracak en önemli itici güç olacaktır. Hem hızlı hareket etmeyi hem de hız içinde gereken doğrultuda ilerlemeyi sağlayan temel unsur dengedir. Dengeli bir devlet yönetimi sistemi için ise denetim şarttır. Bu nedenle Merkez Anadolu yaklaşımında yönetimsel denetim, en kritik ilkelerden biridir. Denetimli kuvvetler ayrılığı ilkesinin oluşturulması ve bunun anayasal güvence altına alınması gerektiğini vurgulayan Merkez Anadolu yaklaşımı, dengeyi ve denetimi vazgeçilmez unsurlar olarak tanımlar.
Denge ve denetim kavramlarının Merkez Anadolu yaklaşımı ile bu yaklaşımın altındaki tüm sistem ve modellerdeki kullanımını açıklayan kavram “Dengenetim”dir. Dengenetim, Merkez Anadolu’ya özgü olarak geliştirilen; devlet yönetiminde dengenin sağlanması için gerekli denetim mekanizmasının kurulmasını ifade eder. Bu iki kavram arasındaki ilişkinin belirli bir diyagramla açıklanması ve bu yapının stabil şekilde korunması, devlet yönetiminin başarılı olduğunu gösterir. Bir başka deyişle, dengenetim aynı zamanda bir devlet yönetiminde işlerin yolunda gittiğinin de göstergesidir. Eğer bu göstergedeki veriler istenen durumdan saparsa, devlet yönetiminde işlerin ters gittiği anlaşılır ve müdahale edilmesi gerektiği ortaya çıkar. Dengenetim kavramının ayrıca devlet yönetimini ortalamanın üzerinde tutma özelliği de vardır; tıpkı bir geminin her koşulda su yüzeyinde stabil kalmasını sağlayan bir sistem gibi.
Merkez Anadolu yaklaşımı denge ve denetim kavramlarını, devlet yönetimi sistemi içerisinde belirli pozisyonlarda, belirli ölçülerle kullanılan özel bir formülle uygular. Bu formül sayesinde devlet yönetiminin olması gereken aralıkta, yani dengede kalması sağlanır.
Dengenetim kavramı, yeni çağda devlet yönetimi alanında sıkça kullanılacak bir kavram olacaktır. Çünkü yeni çağda devlet yönetimlerinin “süper güçlü” olma hâlinin sürekliliği sağlanmalıdır. Geçici ya da kısa süreli süper güç olmak artık büyük bir anlam ifade etmeyecektir.
Devlet yönetimlerinde “başarı” kavramının da değişeceği ve yeni çağın başarı ölçütlerinin tamamen farklı kriterlerden oluşacağı görülmektedir. Algıların değil, hakikatin yani gerçeklerin belirleyici olacağı bir dünya düzeni oluşmaktadır. Bu nedenle eski çağın tüm stratejileri hızla geçerliliğini yitirmektedir. Devlet üst akıllarının, devlet yönetimlerini yeni çağa göre ivedilikle yeniden yapılandırmaları ve iflas eden sistem ve modelleri terk etmeleri gerekmektedir.
Kaynakça
Bu makale, klasik anlamda literatür taramasına dayalı bir derleme veya ampirik araştırma değildir. Çalışma boyunca herhangi bir akademik metinden doğrudan alıntı yapılmamış, fikir aktarımı veya kavramsal ödünçleme yoluna gidilmemiştir. Metin, yazarın uzun yıllara dayanan düşünsel birikimi, devlet yönetimi alanındaki gözlemleri ve kuramsal soyutlama çabası doğrultusunda özgün olarak kaleme alınmıştır. Bu nedenle kaynakça bölümü, literatüre referans sunmaktan ziyade, çalışmanın özgünlüğünü ve kurucu niteliğini vurgulamak amacıyla bilinçli olarak sınırlı tutulmuştur.
Dolayısıyla bu çalışma, literatüre dayalı bir yorum metni değil; literatüre katkı sunmayı hedefleyen özgün bir teorik çerçeve olarak değerlendirilmelidir.
