Yeni çağa geçişin tam anlamıyla başlayabilmesi için, devlet yönetimlerinin eski düzeni ve onun temsilcilerini tasfiye ederek yerine yeni çağın vizyonuna uygun yöneticileri getirmesi gereklidir. Ancak eski çağın yöneticileri, güç ve maddi çıkarlar uğruna makamlarından gönüllü olarak vazgeçmemektedir. Bu nedenle, bu değişimi gerçekleştirecek ve yeni döneme uygun bir yönetim anlayışı benimseyecek devlet aklının devreye girmesi zorunluluktur.
Geçiş süreci, farklı evrelerden oluşan karmaşık bir dönemdir. Tüm bu aşamalar tamamlanmış olsa da, dünya artık yeni çağa girmeye hazırken devlet yönetimleri gereken adımları atmamaktadır. Bunun temel nedeni, eski çağın yöneticilerini tasfiye edememiş olmalarıdır. Geleneksel anlayışın ve eski düzenin temsilcileri, iktidarda kalma adına çeşitli oyunlar oynamakta ve makamlarını koruma çabalarını her şeyin önüne koymaktadır. Bu durumda, ülkeye hizmet etmek ya da kamusal menfaatleri gözetmek gibi unsurlar ikinci hatta üçüncü plana itilmiştir. Bu tür bir yönetim anlayışı, tarihsel bağlamda “boş sandalye dönemi” olarak adlandırılabilecek bir kafa karışıklığı ve durağanlık yaratmaktadır.
Eski çağın yöneticileri, bulundukları pozisyonlarda kalmayı hak ettiklerini düşünebilirler. Ancak içinde bulunulan çağın gerekliliklerini anlamadıkları ve yenilikçi vizyona sahip olmadıkları için bu görevlerde bulunmaları adil bir durum değildir. Bu yetersizliğin farkında olan bazı yöneticiler, büyük bir öfke duymakta ve bazen zamanla kötü miras bırakmak adına devlete kasıtlı zarar verebilmektedir. Bu tür davranışlar, devlet aklı için ciddi bir ders niteliğindedir. Hiçbir siyasi parti, grup ya da zümreye devletin bu denli kaderi teslim edilmemelidir. Aksine, devlet aklı somutlaştırılmalı ve hem toplumun hissedebileceği hem de açıkça görebileceği biçimde vücut bulmuş bir kurum haline gelmelidir.
Yeni devlet anlayışı içerisinde, kamu yönetiminin her kademesine entegrasyon sağlanmalı ve devlet aklı organizasyonu tamamen sisteme uyum sağlamalıdır. Eski çağın yıkıntılarıyla dolu yönetim sistemi ortadan kaldırılarak, yeni çağa uygun bir sistem sıfırdan inşa edilmelidir. Bu yapılanma içerisinde, devlet aklı kurumu mutlaka devlet yönetimi yapısında yer almalıdır. Eğer bu kurum oluşturulmazsa, yeni çağda güçlü bir devlet olma şansı neredeyse imkânsız hale gelir. Devlet yönetiminin yalnızca siyasi güçlere teslim edilmesinin tarihi boyunca yol açtığı hatalardan ders alınmalı ve kontrol mekanizmalarını merkeze alan daha bilinçli bir yapılanma tercih edilmelidir. Burada denetim sistemi, herhangi bir kuruma veya partilere güvensizlik anlamına değil, yönetimin doğruluğunu artıran ve yanlışları azaltan bir anlayışa işaret eder.
Boş sandalye dönemlerinin sürekliliği yalnızca devlet sistemine değil, topluma büyük zarar vermektedir. Böyle dönemler ülkede ekonomik durgunluğa, toplumsal refah kaybına ve hızla artan fakirleşmeye neden olur. Devlet içindeki gruplar arası mücadeleler nedeniyle adalet, sağlık, eğitim ve toplumsal bütünlük ciddi ölçüde zarar görmektedir. Bu durumun daha fazla uzaması, ülkede zincirleme bir etkiyle kalkınmayı durduracak ve halkın refah seviyesini uzun vadede çok daha olumsuz etkileyerek derin krizlere sebebiyet verecektir.
Devlet aklı bu sürece müdahale etmez ve dönüşüm için gerekli adımları hızla atmazsa, yönetim çöküşe doğru sürüklenecek, toplumsal huzursuzluklar artacak ve geriye sadece bir enkaz kalacaktır.
Yeni çağın vizyoner yöneticileri göreve geldiğinde ilk iş olarak bu enkazı temizlemek durumunda kalacak, dolayısıyla yeni çağa geçiş daha da gecikecektir. Yeni çağın tüm dünyada eşzamanlı olarak başlayacağını düşünenler için gerçek şu ki, durum böyle değildir. Öyle ki diğer ülkeler yeni çağa girmiş olacaklar ve geç kalınmış olacak. Bu da küresel rekabet içerisinde geride kalınmasına sebep olacaktır.
Yeni çağın süper güçlerinden biri olmayı hedefleyen devletler, yönetimsel dönüşümlerini hızla gerçekleştirmeli ve bu yeni dönemin gerektirdiği sorumluluklara uygun atamaları vakit kaybetmeden yapmalıdır.
