İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bürokraside karma sistem

Organizasyon türü ne olursa olsun ister kamu ister sivil toplum kuruluşu ister özel sektör; profesyonel yönetime ihtiyaç vardır. Bu durum mevcut yönetimlerin bir eksikliği değil; doğa kanununun bir gereğidir.

Her organizasyonun yönetimsel olarak iki boyutu vardır. Birincisi teknik boyut, ikincisi yönetimsel boyutu. Devlet yönetiminin teknik boyutu, özellikle karar verme noktalarındaki bilgi ve deneyimdir. Bu boyut, devlet yönetiminin seçilmiş tarafı olan yürütmenin ya da siyasi iktidarı temsil etmektedir. Yönetimsel boyut ise yürütmenin karar verme noktasına kadar gelen tüm süreçlerin yönetimidir. Bu boyut, seçilmişler tarafından atanan kesimdir. Bürokrasi olarak bildiğimiz boyutta, tüm dünya devlet yönetimi alanında olduğu gibi ülkemizde de yapısal değişikliğe gitmelidir.

Atanan taraf yani bürokrasi dünyası yani yönetimsel boyut, çok büyük ağırlıkla kamudan yetişen bürokratlar tarafından sağlanmaktadır. Fakat yeni çağ ile devlet yönetiminin tanımı da değişti. Pandemi miladından sonra başlayan yeni çağda birçok tanım hızla değişmektedir. Değişen tanımların başında devlet, devlet yönetimi, yönetim ve organizasyon kavramları da gelmektedir. Süper güçlü devletin klasik anlayışı, ekonomide ve askeri alanda gelişmiş; refah seviyesi yüksek devletleri kapsamaktadır. Halbuki yeni çağla birlikte süper güçlü devletler ekonomik olarak refah seviyesi yüksek olmanın yanında global ölçekli süper güçlü şirketlere ve markalara sahip; askeri alanda üretim yapan değil teknoloji üreten ve halkın demografik yapısını korurken refah seviyesini konjonktüre göre sürekli yüksek tutan devlet olarak tanımlanabilir. Yeni çağda devlet yönetiminin başarı şartı dünyayı anlaması ve vizyonun dünya ölçeğindeki pratik bilgilere de sahip olmasında gizlidir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarından miras kalan bürokratik yapı Cumhuriyet’e miras kalmış ve sonrasında da aynen devam etmiş olup bugünlere kadar gelmiştir. Yeni çağda teknokratların daha fazla yer aldığı bir yönetim sistemine ihtiyaç vardır.

Teknokrat, yönetimde ve ekonomide uzmanlığı nedeniyle devlet yönetiminde söz sahibi bulunan, uzmanlığı kuramdan çok tekniğe, uygulamaya dayanan, ekonomik ve yönetimsel düzeneklerin işletiminde insan öğesini her zaman yeterince göz önünde bulundurmayan üst düzey devlet görevlisine denir. Artık devletin özel sektör, sivil toplum ve dünya ile ilişki bağı daha sıkı bir şekilde olmalıdır. Çünkü süper güçlü devlete sahip olmak sadece devlet yönetiminde değil, özel sektörün ve sivil toplumun gücünün toplamı kadardır. Bir başka ifadeyle süper güçlü ülke, devlet, özel sektör ve sivil toplum paydaşlarının gücünün toplamıdır. Bu güçleri maksimize edecek olan ya da lider güç ise devlet yönetimidir. İşte teknokratlar, özel sektörden gelmiş olmaları itibariyle sadece devlet yönetimi kültürü içerisinde değil özel sektör ve sivil toplum yönetim kültürü de edinerek işin pratik bilgisine da sahip kesimde oluşacağı için devletin yönetimsel boyutunun teorik kısmını bürokratlar, pratik kısmını ise teknokratlar oluşturan bir karma sistem geliştirilmelidir. Böylece yönetimin teorik ve pratik açıdan tamamlanmış olması sağlanmalıdır. Dikkat edilmesi gereken, teknokrasinin yönetimsel boyutta kalıyor olması gerekliliğidir. Özellikle yürütme erkinin paydaşları yani bakanlıkların siyasi atanması; yürütmenin siyasi iradeyi temsil etmesi bakımından değerli ve olması gerekendir.

Devlet üst ve orta kademesinde daha çok teknokrat olmalıdır. Ancak bu sayede dünyadaki bakış açısına sahip olan bir yönetim sağlanır. Yönetimin teknik boyutunu daha da güçlendirecek bir adım atılmış olur. Bunun yanında yönetimin teorik kısmını pratik kısım yani bürokratik tarafı teknokratik taraf; teknokratik taraftı bürokratik taraf denetleyerek oto kontrol de sağlanmış olacaktır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir