İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Denetim

Türkiye’nin yeni çağ için en önemli fırsatlarından bir tanesi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir. Sistemin, yeni uygulanmaya başlanmış olması sebebiyle bazı eksiklikleri ve geliştirilmesi gereken yönleri bulunmaktadır. Bu çok doğal bir süreçtir.

Burada bir parantez açmak gerekiyor. Kamuoyunda şuandaki bütün sorunları kaynağını bu sisteme bağlayan bir görüş oluşturulmaya çalışılıyor. Fakat bu temeli olmayan bir düşüncedir. Nedenine gelince öncelikle bir yönetim sistemi kurulunca bu sistemin tam olarak uygulamaya geçmesi yani oturması için bir geçiş süreci gerekmektedir. Bu geçiş sürecinde tasarlanan yönetim modeli uygulamadaki eksikleri, yanlışları görülerek revize edilir ve sistemin tam işler hale gelmesi sağlanır. Dolayısıyla sistemin başlangıç döneminde hatalar barındırması işin doğası gereğidir. Bilakis hiç hata vermemesi doğaya aykırı bir durumdur. Bu sebeple bu süreçte herkesin sabır göstermesi gerekmektedir. Bu sistem, 84 milyonluk bir ülkeyi yöneten devasa bir yönetim modelidir. Hal böyle olunca sistemin hemen tam anlamıyla uygulamada mükemmelliğe kavuşması beklenemez. Ama bu durum sanki sistemin işe yaramaz ve başımıza gelen musibetlerin sebebinin bu sistem olduğunu iddia ediyor. Bu yönetimsel açıdan kabul görmeyecek bir yaklaşımdır. Sistemin geçiş süreci hemen altı ay bir sene gibi bir süre düşünülmemelidir. Bu sistem 84 milyonluk büyük bir ülkenin yönetiminin işleyişini barındıran bir yapı taşıdır. Dolayısıyla hayata geçmeye başlayalı dört sene olmuş olsa da geçiş süreci devam etmektedir.

Bunun yanında bir konuyu daha aydınlatmakta fayda var. Dünya döndüğü her saniye gözle görülemeyecek kadar küçük de olsa fiziksel değişime uğruyor. Bu değişim manyetik olarak etki yaratıyor. Tüm bunların sonucu kümülatif bir değişim söz konusu oluyor. Dünyanın bu değişime uğraması bizler için bir örnek aslında. Bir yönetim modeli, tıpkı dünya gibi sürekli değişime uğramalıdır. Bu çok doğal bir süreçtir. Hiçbir zaman bir yönetim modeli tasarlandığı gibi uzun yıllar uygulanmaz. Her zaman küçük değişimlere uğrayarak gelişir. Bu çok tabii bir durumdur. Bunun da böyle olması istenir.

İki önemli konuyu dile getirdikten sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin özelinde konuşmak gerekirse, en önemli geliştirilmesi gereken alanın denetim olduğunu söylemeliyiz. Fakat denetim denilince akla daha önceki sistemlerde tanımlanmış denetim kavramı geliyor. Bunun sonucunda da zaten denetimle ilgili Sayıştay ve Devlet Denetleme Kurumu bu işi yapıyor sonucu çıkıyor. Aslında öyle değil. Çünkü bizim bahsettiğimiz yönetimsel denetim. Yani yasama, yürütme, yargı ve diğer kurumların performansını takip ederek sorgulayacak bir denetimden bahsediyoruz. Bu denetim devlet yönetiminin üzerinde yer alan bir düşüncenin sonucudur. Devlet yönetiminin performansını takip ederek, yönetimin daha iyi hale gelmesini sağlayacak başarı kaldıracıdır. İşte Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ihtiyacı olan da tam olarak böyle bir modelle kurgulanmış denetim mekanizmasıdır. Bu denetim ile bağımsız, tarafsız bir şekilde denetim yapılırken tek amacın gelişim olması dikkate değerdir. Günümüzde denetim, bir cezalandırma aracı olarak kullanılmaktır. Halbuki burada bahsettiğimiz denetim cezalandırmadan daha çok bir gelişim aracı olarak kullanılmasıdır.

Şöyle bir açıklama da getirmek yerinde olacaktır. Denetim mekanizması tamamen bağımsız bir araç olması, gelişim aracı olması bakımından önem arz etmektedir.

Denetim mekanizmasında olması gereken bağımsızlık türleri şunlardır:

Teknik bağımsızlık, yapılan denetimlerde denetçinin, karar vericilerin neye inandığından veya neyi duymak istediğinden bağımsız bir şekilde tavsi­ye sağlayabilecek bir pozisyonda olması anlamına gelir.

Finansal bağımsızlık, denetçinin yapacağı çalışmalardan hiçbir finansal çıkarının olmaması anlamına gelmektedir.

İdari bağımsızlık, denetçinin denetimi yaptığı kurumda kimsenin astı olmadığı ve idari kararlarından etkilenemeyeceği anlamına gelir.

Siyasi bağımsızlık, denetçinin siyasi güç ve bağlantılarını, siyasi parti üyeliğini, kulüp üye­liğini ve benzeri etkileri kullanmasını etkileyemeyecekleri anlamına gelir.

Duygusal bağımsızlık, denetçinin başlangıçta var olabilecek ya da iş süresince ortaya çıkabilecek empati, arkadaşlık, karşılıklı güven, duygusal bağlar ve diğer kişisel baskılara bakmaksızın, kişisel tarafsızlığını ve nesnelliğini koruması anlamına gelir.

Yukarıda yer alan bağımsızlıklara sahip bir modelin yer aldığı denetim mekanizması mevcut konjonktürde yer alması elzemdir. Böyle bir sistem, ülkemizin gelişimini çok daha hızlandıracağı aşikardır.  

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir