İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Daha adil bir Dünya, daha adil bir Türkiye ile mümkündür

Covid 19 virüsünün dünya genelinde yol açtığı salgınla ilan edilen pandemi ile dünyada yeni bir çağ başladı. Eski düzene dair her şey 2019 yılında yıkılmaya başladı. Ön görülere göre 2025 yılında tam anlamıyla başlayacak olan yeni çağ dünyada kapanmamak üzere yeni bir sayfa açılmasına sebep oldu. 2019 yılından 2025 yılına kadar geçen sürede ise geçiş dönemi olacaktır. Bu döneme, eski düzenin tam anlamıyla yıkılıp yeni düzenin inşası için geçen süre de diyebiliriz.

Yeni çağda dünyada ekonomiden siyasete, kültürden sosyolojiye kadar hayatın her alanında köklü değişiklikler olacaktır. Hal böyle olunca yeni düzende devletler arası güç dengeleri de değişecek ve yeni düzenin yeni süper güçlü ülkeleri ortaya çıkacaktır. Türkiye bu konjonktürde süper güçlü olmaya en yakın ülkelerden biridir. Elbette süper güçlü ülke bir gece olunmayacak. Bunun için doğru çalışmaların doğru zamanda doğru metotlarla yapılması gerekiyor. Pandemi dönemi ile Türkiye, uluslararası alanda güzel işlere imza atıyor. Doğru dış politika stratejileri izleniyor. Fakat dışarıdaki tüm bu güzel çalışmalara karşın yönetimsel olarak yapılması gereken çok şey var.

Güçlü bir yönetim mekanizması kurulmadığı sürece yapılacak hiçbir şeyin sürekliliği de olmayacaktır. Yönetim sisteminin güçlendirilmesi, tüm erklerin ve erkler bünyesinde yer alan kurum ve kuruluşların güçlendirilmesi ve liyakatin sağlanması başarıyı sürekli kılacaktır. Bu sebeple yönetim çok önemlidir. Fakat yönetim, ülkemizde dikkate alınmayan bir alandır. İlk yüzyılında devlet yönetiminin, doğru bir yönetimden uzak kalmasının bedeli defalarca ödendi. İkinci yüzyılda krizler, olaylar, çatışmalar ve diğer kaoslar yaşanmak istemiyorsa yönetime hak ettiği önemin verilmesi gerekir.

Yönetim sisteminin tasarımı yönetim uzmanlarınca yapılması gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, hayata geçtiği tarihten beri, makro ölçekte, hiç revize edilmedi. Dolayısıyla bütün eksikliklerinin yapılacak reform çalışması ile giderilmesi şarttır.

İkinci gereksinim ise, yönetimin işleyişinin sorunsuz olması için liyakatli kadroların varlığıdır. Liyakat odağı olan bir kadro yapılanması içerisine girilmesi şarttır. Türkiye, birinci yüzyılın sonlarında kaht-ı rical dönemi yaşamıştır. İkinci yüzyılında başarılı olmak ve yeni çağın süper güçlü ülkelerinden birisi olmak istiyorsa kaht-ı rical durumunu ortadan kaldıracak liyakatli kadro reformunu yapması gerekiyor.

Üçüncü olarak ise yönetimsel denetim mekanizması kurulmalıdır. Türkiye’nin mevcut yönetim sisteminde yönetimsel denetim bulunmamaktadır. Bu sebeple de son zamanlarda dahil olmak üzere; karışıklıklar, kaoslar, krizler yaşanmaktadır. Bunların önüne geçmek için, yani önleyici faaliyet olarak, tüm erkelerden bağımsız bir yönetimsel denetim mekanizması kurulmalıdır. Ancak bu sayede yönetime dair eksiklikler tespit edilebilir. Aksi durumda eski çağdaki sorunlar yaşanmaya devam eder.

Sonuç olarak yeni çağın süper güçlü ülkelerinden biri olmak istiyorsak, yönetim sistemimizde reform, liyakat odaklı kadrolaşma ve yönetim denetim mekanizmasının kurulması şarttır. Aksi durumda eski çağdaki Türkiye mevcudiyetine devam eder. Yeni çağın süper güçlü ülkelerinden birisi olmamızın, tüm dünya için ne kadar önemli olduğunu dünya tarihinde defalarca görebiliriz.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir