İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Devlet yönetim modelinin temeli: Liyakat

2019 yılında farkında olmadan bir milada şahit olduk. Uzun süredir enerji biriktiren ve patlamaya hazır olan dünyada, pandemi ile, yeni bir çağ başladı. Geriye dönüşün imkânsız olduğu bir sürece girdik. Pandemi tarihe, yakın çağın kapanıp yeni bir çağın açılmasını sağlayan olay olarak geçecektir. Baş döndürücü bir hızla değişime şahit oluyoruz. Alışverişten, eğitime; toplantıdan, çalışma şekillerine kadar birçok konuda, daha önce alışkın olmadığımız kadar, radikal değişiklikler oldu; olmaya devam ediyor.

Bir çağın kapanıp başka bir çağın açılması elbette bir günde olmayacaktır. Daha doğrusu eski çağın kapanması bir günde oluyor ama yeni çağın tam anlamıyla başlaması için geçiş süresi gerekiyor; yani yeni düzen bir gecede oluşmayacaktır. Eski düzenin yıkılıp yerine yeni bir düzen inşa edildiği ve dünyanın yeni çağa hazır hale getirildiği bir geçiş sürecinin varlığına işaret etmeliyiz.

Öngörümüze göre geçiş süreci 2025 yılına kadar devam edecek. Sonrasında ise yeni çağ, tam anlamıyla başlamış olacak. O zamana kadar dünya yeni düzenini bulmak için hızlı değişimlere, kargaşalara, doğal afetlere, savaşlara ve çatışmalara kısacası sıkıntılara şahit olacak. 2025 yılı gelindiğinde ise kendimizi yeni bir düzen içerisinde bulacağız, baş döndürücü hızla değişen dünyanın tanımları da değişmiş olarak. Değişim başladı bile.

Dünya tarihinde bir çağın kapanıp yeni bir çağın açılması yaşanan birtakım olaylarla olmuştur. İlk Çağ yazının icadıyla başlamıştır. Orta Çağ’ın başlangıcı yaşanan Kavimler Göçüdür. Yeni Çağ’ın başlangıcı İstanbul’un Fethi olmuştur. 1789 yılında Fransız İhtilali ile başlayan Yakın Çağ 2019 yılındaki Covid-19’ a bağlı dünya genelinde ilan edilen pandemi ile kapanmış, süper çağ başlamıştır.

Çağların kronolojik olarak sıralaması aşağıdaki gibidir:

Pandeminin bir milat olduğu, dünyanın uzun yıllardır kabuk değiştirme sancıları sonucunda yeni çağı doğurduğu bir olay olduğundan bahsetmiştik. Bu olay pandemi oldu. Yeni bir düzen kurulurken eski düzenin yerle bir olması gerekiyor. Sıfırlanma olarak tabir ettiğimiz olay ilmin bir gereğidir. Dolayısıyla eski düzenin yıkılmasındaki acılar yeni çağın doğum sancıları olduğunu söylemeliyiz. Şerrin içindeki hayır dedikleri husus tam olarak da budur.

Yeni çağın başlangıç sürecinin panoramik görünümü aşağıdaki gibidir:

2021 yılının dördüncü çeyreğinden 2023 yılının üçüncü çeyreğine kadar geçen evreye dip dönem denmektedir; yani dünyanın eski düzeninin hızla yıkacağı dönem. Esas oyun şimdi başlıyor. Bu zamana kadar fragmanı yaşayan dünya, filmi şimdi izleyecek. Dip dönem de kimsenin birbirini tanımadığı, her topluluğun ya da devletin kendi derdiyle uğraşacağı bir dönem olacak. Müttefiklik, aynı topluluğun ülkesi, dost ülke, komşu ülkeler; kimse birbirini tanımayacak. Küçük kıyamet de diyebiliriz dip döneme. 2023 yılının üçüncü çeyreğine kadar sürecek olan dip döneminde, dünya birçok konuda yeni başlangıçlara sahne olacak. Geçiş sürecinin en ağır dönemi olduğunu söyleyebiliriz. Ama şu açıdan da bakmamız mümkün. Zirveye en yakın nokta diptir ve dipten güçlenerek çıkacak ülkeler, hızla zirveye yükselip, yerleşecekler. Eski dönemdeki tanımlar yıkılacak. İstisnasız her ülke dip dönemi yaşayacak. Büyük sıfırlanma gerçekleşecek. Sadece ekonomik alanda değil, siyasal, sosyal, kültürel ve yaşamın her alanına dair ne varsa etkilenecek. Her ülke kendi büyüklüğüyle doğru orantılı şekilde sıkıntılar yaşayacak.

Dip dönem sonrasında 2023’ ün son çeyreğinden 2024’ ün son çeyreğine kadar yaklaşık bir sene yükseliş mücadelesi dönemi yaşanacak. Dip döneme alışan ve onunla başa çıkan devletler artık yeni çağda nasıl süper güç olunur, zirveye nasıl çıkılır sorusunun cevaplarını arayacak. İşte bu döneme yükseliş mücadelesi dönemi diyoruz. Bu dönemi küresel rekabetin olduğu, oldukça sert rüzgarların estiği dönem olarak da nitelendirebiliriz. Bu dönemde devletler arası rekabetin olduğu, yeni blokların ve toplulukların kurulduğu, yeni kutupların oluştuğu dengeler ortaya çıkacak. Bu dönemde devletlere ait ne kadar eski küresel düzen varsa yıkılacak. Yeni düzen kurulacak.

Yeni çağ başlaması, en çok devletleri ilgilendiren ve etkileyecek bir konudur. Çünkü uzun bir süre dünya düzeni geçiş sürecindeki aldığı şekil ile ilerleyecektir. Dolayısıyla bu dönemde devletlerin yapacakları ve/veya yapmayacakları çok önemlidir.

Yeni çağa birçok sorunla girecek devletler. Eski çağdan gelen sorunların üzerine pandemi sonrasında dip dönemde yaşanacak savaş, doğal afetler, kıtlık, iklim değişikliği ve göç gibi konularda eklenmesiyle tam bir kaos içinde olacaklar.

Yeni çağın devlet yönetim gücünün temeli liyakat olacak. Liyakatle kurulan sistemler, diğer sorunları hızlı bir şekilde çözerken, değişen dünyanın hızına yetişecek esneklikle yönetim modeli oluşturulacaktır. Hem anlık sorun çözümü hem de politika oluşturacak tek gerçeklik liyakattir. Bir devlette çözülmesi gereken birden çok sorun varsa liyakati oluşturmak gerekir. Diğer sorunları zaten liyakatli yönetim halleder.

Yeni çağda yönetim gücü, askeri, ekonomik ve diğer güçlerin önünde yer alacaktır. Her devletin en önemli gücü yönetim olacaktır. Pandemi döneminde tüm dünya bunu gördü. Süper güçlü olarak bilinen ülkeler, maske konusunda yetersiz kaldı. Gelişmiş teknolojileri olan ülkelerin sağlık sistemi çöktü. Hatta maske kıtlığından dolayı ülkeler başka ülkelere giden maskelere el koydu. Bunlar hep gelişmiş ve süper güçlü denilerek dünyaya yön veren ülkelerde yaşandı. Pandemi, bu ülkelerin yönetim gücünün ne kadar zayıf olduğu gerçeğini herkese gösterdi. Paranın satın alamadığı şeylerin olduğunu, askeri gücün bir işe yaramadığı zamanların da var olabileceği gerçeğini yüzlerine vurdu. Yeni çağda daha ağır sınavlar dünyayı bekliyor.

Geçiş sürecinde devlet yönetimlerine yatırım yapan ülkelerin başarı şansı olacak. Artık devlet yönetimi formülünde yer alan kavramlar değişiyor. Dolayısıyla bu değişenleri doğru okuyabilecek ve değişim yönetimini başarılı şekilde yapacak liyakatli kadrolara gerek olacaktır.

Sonuç olarak süper çağın başlaması, tıpkı geçmiş çağların başlamasında olduğu gibi yenilikler, fırsatlar getirirken; zarar verici hususları da olacak. Bir bütün içinde değerlendirdiğimizde artıların eksilerden çok olacağı, kendi içindeki dengeleri gözetenlerin başarılı ve mutlu olacağını söyleyebiliriz. Dünyada dağıtılan yeni kartlar ulusların daha merkeziyetçi hale getirirken, devletlerarası rekabeti daha keskin hale getirecek. Süper çağda başarılı olmak için geçiş sürecini çok iyi okumak ve değişimlere çok hızlı şekilde uyum sağlamak gerekiyor. Bunu yaparken de devlet yönetim gücünün farkına varmak ve o gücün temeline liyakati konumlandırmak ok önem taşımaktadır. Gelecek bizim!

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir