İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Devlet Yönetimde Alarm Dönemi

Devlet yönetimi, belli ilkeleri dışında, dinamik bir bilimdir.  Bunun nedeni insanı odağa alan bir bilim olmasıdır. İnsan değişen bir varlıktır. Doğa da insan gibi dinamiktir. Hal böyle olunca devlet yönetimi de bu değişime uyum sağlamalıdır. Hatta olması gereken devlet yönetimindeki değişimin, insandaki değişimden önde olmalıdır. Eğer insandaki değişim devlet yönetiminin önünde olursa, kanunlar ve devlet ihtiyaçları karşılayamıyor demektir ve o ülke gerilemeye mahkumdur. Bunun için dünyayı ve gelişmeleri okuyabilen vizyon sahibi devlet yöneticilerine ihtiyaç vardır.

Yönetimde geri kalmaya başlama noktası, liyakatli insanların devlet yönetiminde görev almamaya başladığı andır. Devlet yönetimindeki devlet ricali sürekli gelişimin parçası olmak zorundadır. Eğer ki devlet için kendini adamazsa bu gelişimi sağlayamaz. Gelişim sağlayamayan rical ise ilgisini başka şeylere kaydırır ve devlet yönetimi alarm vermeye başlar. Devlet içinde bu alarm gelecek kötü günlerin uyarısı niteliğindedir. Bu bir başlangıçtır ve devamı artarak gelecek demektir. Devlet aklı bu mesajı okuyabilmeli ve çok geçmeden anında müdahale etmelidir.

Devlet aklı, yeni çağda daha hızlı reaksiyonlar almayı alışkanlık haline getirmelidir. Çünkü bazı şeyler tepeden aşağıya yuvarlanan kar topu misali, gittikçe artan büyüklükte ve şiddette olur. Belli bir süreden sonra çözümsüzlük noktasına gelir. Sorunlara daha küçükken müdahale edilirse çözümsüzlük noktasına gelmeden kolayca halledilir.

Alarm döneminde çok sık olarak kaht-ı liyakat veya kaht-ı rical durumları yaşanır. Bu sebeple devlet yönetimi liyakat sahibi yöneticilerin varlığını ve sürekliliğini tesis etmelidir. Bunu yaparken, gerçek anlamda liyakat sahibi kişileri tam korumaya almalı ve çalışmalarını tam bağımsızlık ile yapmalarını sağlamalıdır.

Günümüzdeki en önemli sorunlardan biri, siyasetin devletin üstüne çıkmış olmasıdır. Böyle olunca siyasi kesimin devlet yöneticileri üzerinde vesayet kurabilme yolu açılmış oluyor. Devlet yöneticileri de siyasi baskılardan dolayı ya pasifleşiyor ya da siyasete teslim oluyor. İşte bu yüzden devlet, ricaline sahip çıkmak ve bağımsız şekilde çalışmalarını tesis etmek zorundadır. Devlet tüm siyasi görüşlerin üzerindedir. Bunu her zaman hissettirmeli ve bu şekilde olmasını sağlamalıdır. Aksi durumda en büyük zararı devlet ricali görür. Bu, devletin milli güvenlik konularından biridir ve kimsenin girmemesi gereken kırmızı çizgiler içindeki konudur. Bu yapıda bozulma olması, devlet yönetiminin alarm vermesi demektir.

Sonuç olarak devlet aklı, mevcut dönemdeki verilerden, devlet yönetiminin alarm verdiğini görmelidir. Devlet aklı kendini, yeni çağın gerekliliğine göre yeniden yapılandırılmalı ve devlet yönetimi ve ricalinde sağlıklı bir çalışma ortamı tesis etmek zorundadır. Aksi durumda alarm seviyesi giderek artacak ve tamir edilemez seviyeye ulaşacaktır. İşte o noktadan sonra geri dönülmez bir aşamaya girilecek ve devlet yönetimi iflas edecektir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir