İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Devlet Yönetiminde Örgütsel Tükenmişlik: Kaht Açmazı

Kaht, Arapça kıtlık anlamına gelmektedir. Yönetim literatürüne Osmanlı İmparatorluğu zamanında girmiştir. Devlet yönetiminde bulunanların liyakatsiz olmasından ötürü devlet adamı kıtlığı anlamına gelen “Kaht-ı Rical” tanımlaması günümüze kadar gelmiştir. Kaht-ı rical, bir devlette, devleti yönetecek devlet ricalinin kıtlığı, olmaması anlamında kullanılmıştır. Özellikle Devleti Âliyye’nin duraklama ve çöküş dönemlerinde sıkça ortaya çıkan bir durumdur.

İki yüzyıldan fazladır kullanılan kaht-ı rical, Cumhuriyet sonrasında da yaşanmış ve zaman zaman gerek siyasetçiler gerekse kamuoyu tarafından gündeme getirilmeye devam etmektedir. Kaht kavramının, en açık görülen ve çok hissedilen sıkıntının kaynağı devlet adamı kıtlığı olduğu için, sadece kaht-ı rical kavramı can bulmuştur. Fakat devlet yönetiminde kaht-ı rical’e benzeyen birçok durum vardır. Bilginin gelişmesi, özellikle yönetim alanında, kaht-ı rical durumundan başka durumlara evrilmeyi gerektirmiştir. Kaht’ın devlet yönetimi içindeki diğer hallerini de günümüz yönetim ilkeleri ışığında tanımlamak ve devlet yönetimdeki mevcudiyet durumuna bakmak gerekmektedir.

Devlet yönetiminde kahtın olması iki açıdan ele alınabilir. Birincisi devlet yönetiminde bir şeylerin doğru gitmediğini gösteren bir işaret olarak kabul edilmelidir. İkincisi ise devlet yönetiminde bir şeylerin yolunda gittiğini gösteren bir işaret olarak da kabul edilebilmelidir. İkisi taban tabana zıt iki durumun kaht kavramında toplanması, kavramın gücünü ve yönetim içindeki yerini göstermektedir.

Kaht kavramı kıtlık anlamına geldiği için, kıtlığın olumsuz kavramlarla, negatif anlamlı kullanılabildiği gibi olumlu kavramlarla pozitif anlamlı olarak da kullanılabilmektedir. Söz gelimi liyakatin olmaması yani kaht-ı liyakat olumsuz bir durum olurken, kaht-ı rüşvet, yönetimde rüşvetin olmaması da olumlu bir durumdur. Bu yönüyle kahtın yönetime negatif ve/veya pozitif yönlü etkisi vardır.

Kaht, devlet yönetiminde, varlığı sürekli takip edilmesi gereken bir kavramdır. Pozitif ya da negatif yönlü kahtlar, anlık olarak takip edilmeli ve müdahale edilmesi gerekenlere anında müdahale edilmelidir. Pozitif yönlü olanlar ise muhafaza edilmeli ve sürdürülebilir hale getirilmelidir.

Pozitif ve negatif yönlü kahtlardan bazıları aşağıdaki gibidir:

Kaht-ı Rical, Kaht-ı Liyakat, Kaht-ı Ahlak, Kaht-ı Toplum, Kaht-ı Adalet, Kaht-ı Vizyon, Kaht-ı Bilgi, Kaht-ı Denetim, Kaht-ı Akıl, Kaht-ı Yönetici, Kaht-ı Politikacı, Kaht-ı Sistem, Kaht-ı Verimlilik, Kaht-ı İletişim, Kaht-ı Hassasiyet, Kaht-ı Değer, Kaht-ı Hizmet, Kaht-ı Doğruluk, Kaht-ı Güven, Kaht-ı Siyaset, Kaht-ı Bürokrasi, Kaht-ı Eğitim, Kaht-ı Gelişim, Kaht-ı Sivil Toplum, Kaht-ı Kural, Kaht-ı Birlik, Kaht-ı Fırsat, Kaht-ı Eşitlik, Kaht-ı Düzen, Kaht-ı Şeffaflık, Kaht-ı Erişilebilirlik,  Kaht-ı Kalkınma, Kaht-ı Değişim, Kaht-ı Otorite, Kaht-ı Yasallık, Kaht-ı Yönetim, Kaht-ı doğru, Kaht-ı refah, Kaht-ı otokontrol, Kaht-ı yatırım, Kaht-ı üretim, Kaht-ı sermaye, Kaht-ı istikrar, Kaht-ı reform, Kaht-ı organizasyon, Kaht-ı teşkilat, Kaht-ı güç, Kaht-ı hedef, Kaht-ı politika, Kaht-ı profesyonellik, Kaht-ı aidiyet, Kaht-ı kurum kültürü, Kaht-ı sadakat, Kaht-ı temsiliyet, Kaht-ı icraat, Kaht-ı performans, Kaht-ı sorumluluk, Kaht-ı istifa, Kaht-ı revize, Kaht-ı bilinç, Kaht-ı farkındalık, Kaht-ı devlet aklı, Kaht-ı Hazine, Kaht-ı huzur, Kaht-ı Lider, Kaht-ı nitelik, Kaht-ı standardizasyon, Kaht-ı istihbarat, Kaht-ı mana, Kaht-ı rekabet, Kaht-ı başarı, Kaht-ı globalleşme, Kaht-ı kalite, Kaht-ı sağduyu, Kaht-ı teknoloji, Kaht-ı moral, Kaht-ı demokrasi, Kaht-ı çok seslilik, Kaht-ı istişare, Kaht-ı katılımcılık, Kaht-ı yönetici, Kaht-ı yenilik, Kaht-ı iş ahlakı, Kaht-ı gönüllülük, Kaht-ı enformasyon, Kaht-ı iyi uygulamalar, Kaht-ı planlama, Kaht-ı bilinç, Kaht-ı askeri güç, Kaht-ı şehircilik, Kaht-ı memnuniyet, Kaht-ı stratejik plan, Kaht-ı medya, Kaht-ı bütçe, Kaht-ı teşvik, Kaht-ı finansman, Kaht-ı halkla ilişkiler, Kaht-ı büyüme, Kaht-ı kurumsallaşma, Kaht-ı toplumsal uzlaşı, Kaht-ı Millilik, Kaht-ı teknoloji, Kaht-ı güvenlik, Kaht-ı sermaye, Kaht-ı iç denetim, Kaht-ı dijital dönüşüm, Kaht-ı ortak akıl, Kaht-ı tasarruf, Kaht-ı ar-ge, Kaht-ı değerler…

Burada yer alan kahtlardan bazıları pozitif bazıları negatif kahtlar. Burada esas olan negatif kahtların sayısının çok olması, pozitif kahtların az olmasıdır. Çünkü kaht, kendinden sonraki gelen kavrama zıttı anlam yüklemektedir. Dolayısıyla olumlu bir kavramın kaht hali negatif bir durumu ifade eder. Örneğin liyakat pozitif bir kavramdır fakat kaht-ı liyakat, liyakat kıtlığı demek olduğu için, kaht negatif anlama dönüştürmüştür. Dolayısıyla kahtın sonuna ne kadar çok negatif anlamlı kavramlar gelirse o kadar iyi bir tablo var demektir. Kaht, çıkış itibariyle negatif bir durumu tespit etmek için kullanıldıysa da pozitif olarak kullanılması önünde bir engel ya da yanlış bir durum da yoktur. Kaht kavramını devlet yönetiminin bir parça haline getirmek bizi tarihi bir durumsal tespiti kullanmamızı, dolayısıyla da tarihe atıf yapmamızı sağlar.

Devlet yönetiminde kaht durumu, Türk devletleri yönetimi tarihinde kronik bir durumdur. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde sıkça yaşanan bir durumdur. Cumhuriyet’in ilk yüz yılında da zaman zaman ortaya çıkan bir kavramdır.

Kaht kavramına sadece rical açısından bakmak dar bir bakış olur, bu yüzden geniş bir perspektiften bakmak gerekir. Çünkü devlet yönetiminde sadece rical kıtlığı yoktur, başka konularında eksikliği yaşanabilir. Geniş perspektif, diğer eksikliklerin tanımlanmasında rol oynar. Unutulmaması gereken bir husus vardır ki, bir yönetim sistemde eksiklik, hata veya yanlışı tamir etmek için önce teşhis yapmak yani sorunu tanımlamak gerekir. İşte kaht, devlet yönetim sistemindeki aksaklıkları tanımlamalar konusunda rol oynar. İşte bu tanımlama sayesinde yönetimdeki aksaklıkların giderilme yani tedavi imkânı olur.

Yönetimde sıfır hata modeli, kabul edilebilir oranda minör hatalar dışında, majör bir hatanın olmadığı yönetim sistemidir. Yönetimde sıfır hata modelinin gerçekliğinden bahsedebilmemiz için, kabul edilebilir oranlarda minör hataların olması gerekir. Bunu sağlamak da milyonlarca çalışanın olduğu devasa bir organizasyonda çok zordur. Devlet yönetiminde sıfır hata, ancak denetim mekanizmasının çok iyi çalışmasıyla sağlanabilir. Denetim mekanizmasının sağlıklı çalışması, tam tarafsız, bağımsız ve kurumsal bir denetim kuruluşunun varlığı ile olur. Devlet yönetimi siyasetle iç içe bir kavramdır. Bu yönüyle zaman zaman analitik kararların yanında siyasi sebeplerden dolayı farklı kararlar da alınabilmektedir. İşte burada tam bağımsız ve siyaset üzeri olan denetim mekanizması devreye girmelidir. Yönetimin balans ayarını sağlayan mekanizma denetimdir. Denetimin olmadığı bir yönetim sisteminin sınırları, dinamikleri, ilkeleri ve usulleri birer birer yıkılır. Eğer ki bunlar devam ederse zamanla yönetim kültürü yok olur. Kültürü yok olan bir yönetimin de fazla yaşama şansı olmaz.  

Yönetimde sıfır hatanın sağlanabilmesi için denetim mekanizmasının çalışması gerekir ki, aksaklıkların teşhis edilmesi için. Teşhis ancak denetimle olur. Kahtın tanımı için denetim mekanizmasının olması ve sağlıklı işlemesi gerekir. Kaht analizinin odağı denetimdir. Eğer sağlıklı bir denetim mekanizması kurulamazsa kaht analizi sağlıklı şekilde yapılamaz. Sağlıklı yapılamayan kaht analizi sonucu yanlış teşhis koyma olasılığı yüksek olur. Bu da tedavi yolunda yanlış aksiyonların alınmasına sebep olur. En nihayetinde de sorun ver aksaklıklar devam ederken, yanlış yapılan tedavi sonucu yeni aksaklıklar ortaya çıkar. Böylece eski aksaklılara yenisi eklenerek işin içinde çıkmaz bir sarmala dönüşür.

Neden Kaht Açmazı?

Açmaz, TDK’ da şu şekilde tanımlanmıştır:

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu.

Açmaz bir satranç taktiğidir. Açmaz durumunda saldırıya uğrayan taş daha değerli bir başka taşını saldıran tarafa vermeden hareket edemez.

Kaht durumunun tanımlaması yapılırken açmaz ifadesinin kullanımında devlet yönetiminde bulunan yöneticilerin sayısının az ve büyük bir organizasyonu yönetiyor olması bakımından önemlidir. Olası bir kaht durumunda devlet yönetimi ve yöneticileri tıpkı satrançta olduğu gibi kilitlenir ve bir süre sonra hareket edilemez hale gelinir. Kaht açmazı durumunda hareket edebilmenin yolu mutlak suretle yönetici kadrolarında değişime gidilmesidir. Ancak bu sayede devlet yönetiminde hareket edilir tıpkı satrançtaki kural gibi. Çünkü kaht açmazı bir sorundur. Bu açmaza sebep olan kişilerin çözüm bulması imkansızdır. Çünkü soruna sebep olan zihin ya da zihinler çözümün parçası olamaz, yönetim bilimi ve insan doğası gereği. Dolayısıyla kaht açmazı durumuna getirmiş bir yönetim zihniyeti asla kaht açmazını düzeltemez. Yönetim bilimine göre yönetim körlüğü sebebiyle yöneticiler belli bir süre sonra yanlışları, eksikleri ve düzeltilmesi gerekenleri göremeyecek hale gelirler ki, işte bu noktada yine dışarıdan bir göze ihtiyaç olur; bunun çözümü yine değişim olacaktır.

Devlet yönetiminde kahtın tamamlayıcısının açmaz kavramı olması son derece isabetlidir. Kaht açmazının içinden çıkılması için ise mutlak suretle değişim ve ilave alınacak diğer tedbirlerdir. Kaht açmazından çıkmanın standart bir reçetesi yoktur. Devlet yönetim kültürü, konjonktür, yönetim, toplum ve dış etkenler çözüm için atılması gereken adımları etkileyecektir. Bu sebeple kaht açmazının tanımlanması standart iken çözümü standart reçeteyle yapılamaz. Bu sebeple de teşhisten sonraki tedavi bölümünde mutlaka yönetim profesyonellerinin olması gerekir. Aksi durumda sağlıklı bir tedavi uygulanamaz ve daha büyük problemler ortaya çıkması muhtemeldir.

Kaht açmazının teşhisi de profesyonellik gerektiren bir durumdur. Fakat teşhiste kaht analizi kullanılırsa yöneticilerin yapmasında sakınca yoktur. Çünkü standardı olan ve sabit sorulardan oluşan analiz, herhangi bir yöneticinin çok rahat şekilde yapabileceği türdendir. Fakat analiz çıktılarının alınması ve değerlendirilerek çözümü konusunda yol haritası çıkarılması ve gereken aksiyonların alınması mutlaka yönetim körlüğü içinde olmayan profesyoneller tarafından yapılmalıdır.

Kaht analizi esas itibariyle belli adet sorudan oluşan ve seçenekli cevaplardan oluşan bir analizdir. Bu analiz yapıldıktan sonra seçmeli cevapları Sonuç diyagramına işleyip, çözümü için stratejik düzeyde yol haritası ve operasyonel düzeyde aksiyon planlarını kapsayan bir rapor hazırlanır. Bu rapor sonucunda yapılması gerekenler stratejik ve operasyonel düzeyde bellidir. Bundan sonraki süreçte uygulamaya geçmek gerekir. Bu aşamada da mutlaka yönetim körlüğünden uzak profesyonel kadroların iş başında olması gerekiyor. İşte açmazı açacak olan şey feda edilenlerdir. Kaht açmazını bitirmek için açmaza sebep olan kadronun değiştirilmesi, satrançtaki feda edilen taşlar gibidir. Açmazı çözmenin başka yolu yoktur.

Uygulamalar sırasında sistemsel olarak ortaya çıkan aksaklıklarda giderilmelidir. Bunları da mikro ve makro dokunuşlar olarak gruplandırabiliriz. Mikro dokunuşlar işleyiş, usul, yönetmeliklerde yapılacak değişimlerdir. Makro dokunuşlar ise kanunda, anayasada ve KHK’larda yapılacak büyük çaplı değişimlerdir.  

Uygulamalar sırasında belli bir terminden sonra Kaht Analizi tekrarlanır ve teşhis aşamasından sonraki bölüm tekrarlanır. Bu döngü sürekli tekrarlanır.

Kaht Açmazı uygulama evreleri döngüsü aşağıdaki gibidir:

Devlet yönetiminde kaht açmazı oluşmaması ve köklenmemesi için yukarıdaki döngü sürekli olarak belli periyodlarda yapılmalıdır. Burada en önemli husus kaht açmazına karşı mücadelenin sürekli olmasıdır. Siyasi ya da başka etkenlerden dolayı bu durum göz ardı edilmemelidir. Kaht açmazı bir devlet politikası haline evrilmelidir.

Kaht özellikle Osmanlı döneminin son zamanlarında ortaya çıkan ve kısa sürede kronik hale gelen bir açmazdır. Kurtuluş mücadelesini veren ekip ne kadar liyakatliyse Osmanlı’nın son dönemindeki devlet ricali o kadar liyakatsizdi. Osmanlı son dönemlerinde yaptığı reformlarla içinden yeni bir devlet kuracak ekibi çıkarma başarısını göstermiş olsa da ömrünü uzatacak liyakatli devlet ricali yetiştirememişti. Bu dönemde yaşanan krizleri önleme ya da yönetme konusunda istenilen sonuçlar bakımından yetersiz kalınması kaht kavramını sık sık gündeme getirmiştir. O dönemde ortaya çıkan, hızla yayılan ve kısa sürede kronikleşen kaht, Osmanlı’dan Cumhuriyet’ e miras kalmıştır.

Cumhuriyet döneminde de zaman zaman gündeme gelse de çok fazla etki yaratamamıştır. Ama bu durum kaht açmazının yaşanmadığı anlamına gelmemelidir. Zira Cumhuriyet döneminde, özellikle Atatürk dönemi sonrasında, sık sık kaht açmazı yaşanmıştır. Teşhis edilmese bile bu durum yaşanmıştır. Yönetimsel olarak şu tespiti yapmak doğru olacaktır, Atatürk’ün kurtuluş mücadelesini verdiği silah arkadaşları iyi bir askeri kurmay oldular fakat devlet yönetiminde aynı başarıyı gösterdikleri söylenemez. Daha iyisi olunabilirdi, çünkü devlet yönetiminde vesayete izin verdiler. Bu da ülkenin birçok konuda kaderini etkiledi. Vesayetin olduğu bir devlet yönetiminde kaht açmazı da vardır. Özellikle ikinci cihan harbinden sonra Marshall yardımlarıyla vesayete tam teslimiyet gerçekleşti bu da kaht açmazının en yoğun olduğu döneme işaret etmektedir. Marshall yardımları dönemi Türk bürokrasi tarihindeki vesayetin zirve yaptığı dönemdir. Zira o dönemde de kahtların yaşandığı bilinmektedir. Hatta kaht-ı rical yaşandığı yabancı ülkelerle bile paylaşılmış, yardımların uygulamasında yabancı devlet yöneticileri gelerek rol almışlardır. Bu durum Türk yönetim tarihi açısından kara bir lekedir. Ayrıca bunun adeta dünyaya duyurulur gibi yabancılarla paylaşılması da ayrı bir utanç kaynağıdır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir