İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Günümüzün Kuşçubaşı Eşrefleri

Tarih okuyan birisi şunu fark edecektir ki, her dönemde isimleri farklı olmak üzere figürler aynıdır. Her dönem kendi içerisinde; kahraman, hain, ortalıklarda dolaşan ama bir şey yapmayan ve sadece algı yaratarak ismini markalaştırmaya çalışan çıkartır. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı ardından verilen kurtuluş mücadelesinde de bu rollerden isimler olduğunu görüyoruz.

Tarih o kadar güzel bir bilim ki, er ya da geç birisinin yaptıkları net bir şekilde ortaya dökülüyor, kaçış yok. Osmanlı İmparatorluğu’nun Sultan Abdülaziz’in 53 gün süren ilk yurtdışı seyahatinde, dünyanın gerisinde kaldığına kanaat getirilmiş ve o andan itibaren imparatorluğun yıkılmasının geciktirecek politikalar güdülmüştür. Ama mutlak sondan kaçış olmamış ve imparatorluk yıkılmış. Elbette bu süreçte vatanını kurtarmak isteyen ve bunun için mücadele edenler olmuş, ardından yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş.

Yıkılma ve yeni bir devlet kurulma mücadele dönemi, çok pusludur. Bu dönemde mücadele eden, öncelerde İmparatorluğun yıkılmasını önlemeye çalışan ama mutlak sonu görüp yeni bir devlet kurmak isteyenler; zihinsel olarak yabancı devletlere teslim olanlar ve arada denge politikası güderek neresi kazanırsa o tarafa geçen bir grup varlığından bahsedebiliriz.

Ama aralarında biri var ki oturduğu yerden kalem ve kağıtla tarih yazarak yakın geçmişe kadar kahramanlar arasında yer alan ama yakın zamanda maskesi düşen algı oyuncusu. Tarih kendisini Kuşçubaşı Eşref olarak biliyor. Eşref Sencer Kuşçubaşı. Algı daha isminde başlıyor. Kuşçubaşı, babasının görevi olduğunu bu sebeple kullandığı iddia edilse de kayıtlara göre Osmanlı Sarayında Kuşçubaşı vekili olarak görev yaptığı ortaya çıkmıştır.

Yazmayı çok seven ve sürekli olmayan şeyleri yazarak bunu servis ettirerek doğruymuş gibi kabul ettiren Eşref, bu özelliği ile başarılı bir iş çıkarmış denilebilir. Elbette bu başarı algı oluşturmada. Algı hiçbir zaman gerçekleri yenemez. Bu hikâyede de yenememiş ve ortaya çıkmış. Kendisi Teşkilât-ı Mahsusa’nın, Garbî Trakya Hükümeti’nin kurucusu olduğunu; birçok defa Mustafa Kemal’e yardımcı olduğunu ve bu sebeplerden dolayı Gazi’nin kendisine sonsuz şükran duyduğu algısını ve daha nicelerini yapmıştır. Fakat bunların hiçbiri doğru değildir.

Bu yazımızın konusu Kuşçubaşı Eşref’in yalanlarını ortaya çıkarmak olmadığı için daha detaya inmeyeceğiz. Lakin gerçek şu dur ki; Kuşçubaşı Eşref anlatıldığı gibi çok önemli işler yapmış bir figür değildir. Hatta vatan hainliği kararı çıkarılmış birisidir.

Günümüzde de Kuşçubaşı Eşref’ler var. Vatan için, devlet için, millet için mücadele ettiği algısını yaratan ama ana mücadelesi bireysel istikbali olan Eşrefler…

Türklerin tarihinde içerideki düşman dışarıdaki düşmandan her zaman daha fazla olmuştur. Böyle olunca da her zaman daha da ileri gidilmesinin önüne geçilmeye çalışılmıştır. Ama kadim devlet aklı bu türlü şeytani planları olanları yenmiştir. Tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. Günümüzde de yapılan, yapılmayanlarla devletimize zarar veren eylemler var ki. Bunlar algı oyunu olduğu için içinde bulunduğumuz ortamda asıl niyeti anlaşılamıyor. Çünkü bu türlü algıların maskesini dönemi içerisinde değil, döneminden sonra tarih yargılar ve hüküm verir.

Bu topraklar kadim toprak, bu topraklar tılsımlı toprak. Bu sebeple her gün kesilmeyen derece yeni gelişmeler, olaylar olur; dünyada hiçbir ülkenin gündemi bu kadar yoğun değildir. Bu da devletimizin bu topraklarda olmasının imtihanı diyebiliriz.

İçimizdeki algıcıları temizlemeden 2025 yılına girmemeliyiz. Dünyada pandemiyle birlikte ortaya çıkan yeni çağ, 2025 yılında tam olarak başlayacak. Bu sürece kadar içimizdeki Kuşçubaşı Eşrefler, devlet kademesinden temizlenmelidir. Devletimiz bu konuda her daim uyanık olmaya devam etmelidir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir