İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kaht-ı Liyakat

İster devlet ister şirket olsun bir organizasyonun yönetiminin en önemli bileşeni insan faktörüdür. Kâğıt üzerinde kurulan sistem istenildiği kadar güzel olsun lakin o sistemi işletecek yani yönetecek insan faktörü zayıf olursa başarısızlık kaçınılmaz olur. İnsanlığın var olduğu tarihten bugüne yıkılan devletlerin yıkılma nedeni liyakatsiz yöneticilerin devlet yönetiminde olmasıdır. Bu durum istisnasız hepsi için geçerlidir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarında bir yandan devlet yönetimi bozulurken diğer yandan dünyadaki diğer devletler yükselişe geçmiştir. Böylece Osmanlı’nın geri kalması çarpan etkisi ile hızlanmıştır. Geri kalma hem devlet yönetim sistemi hem de devlet yönetiminde bulunan yöneticiler ölçeğinde olmuştur. II. Mahmud yaptığı reformlarla devlet yönetim sistemini değiştirmeye çalışmış lakin sistemi yönetecek reformist yöneticiler bulamadığı için reform öncesi geleneksel yöneticilerle reformu yürütmeye çalışmıştır. Nihayetinde başarılı olamamıştır. Devlet yönetiminde görev alacak liyakat sahibi yöneticiler bulunamamıştı ve kahtı rical durumu gerçekleşmiştir. Belki de Osmanlı son şansı kaçırmış oluyordu ve kaçınılmaz son iyice hızlanmıştı.

Osmanlı ardından kurulan Cumhuriyet ile Türkiye yüzünü çağdaşlığa döndü buna karşın devlet yönetiminde uzun yıllar yüzünü çağdaşlığa dönemediğini söyleyebiliriz. Devlet yönetimi uzun yıllar farklı grupların vesayeti altında geçti. Bir türlü istenilen yönetime geçilemedi.

2018 yılında Cumhuriyet tarihinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçerek önemli bir reform gerçekleşti. Bu reform ile bürokratik vesayetin sonunun gelmesi ve devlet yönetiminde kararların daha aktif daha hızlı alınması hedeflenmişti.

Bu sistem ile hedeflerin bir kısmına ulaşıldığını söyleyebiliriz. Lakin sistemin henüz çok başındayız. Doğası gereği sistemdeki eksiklerin tamamlanması, geliştirilmesi gerekiyor. Bu çalışmalar hakkıyla yapılırsa sistem çok daha iyi hale gelecektir ve hedeflenenlere ulaşabilecektir.

Gerek Parlamenter Sistemde gerek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde kendilerine özgü metodoloji, organizasyon, kurum ve birimler olsa da her iki sistemin ortak paydası insandır. Sistemler, metodolojiler, birimler ve kurumlar eleştirilebilir. Daha iyisini bulma yolunda çalışmalar yapılabilir. Dünyadaki örneklere bakılabilir, yeni formatlar geliştirilebilir, özgün uygulamalar ortaya konabilir. Fakat sistem üzerinde istenildiği kadar reform yapılsın, insan faktöründe reform yapılmazsa sistemin değişimi anlamını ve önemini yitirir. Yani siz yeni sistemi eski zihniyet ile yürütmeye çalışırsanız sistem değişikliğinin bir anlamı kalmaz.

Bunu tarihte II. Murad zamanında görüyoruz. Yaptığı reformları yürütecek vizyona sahip yöneticiler bulamadığı için eski vizyona sahip gelenekçi yöneticiler ile reformu yönetmeye çalıştı. Yenilenen sistem mekanizması her seferinde gelenekçi insan faktörü ile uygulanmama yönünde direnç gelişti. Gelişen dirençler reformun başarısız olmasına sebep oldu. Demek ki bir sistem değişikliğindeki en önemli unsur, metodoloji, organizasyon vb. gibi yapısal değişiklikler değil, insan faktörünün değişime uyumlu hal getirilmesi olduğunu söyleyebiliriz.

19. yüzyılda kahtı rical ile reformist yapıyı yönetecek kişiler bulunamamıştı. Günümüzde ise en önemli faktör yönetimde kişilerin bulunamaması değildir. Çünkü günümüz teknolojisi 19. yüzyıla göre bilgiye ulaşmada çok daha etkindir. Bu sebep ile o dönemdeki eğitim, bilgi noksanlığı günümüzde mevzu bahis değil. Fakat günümüz şartlarında farklı bir kavram ortaya çıkıyor. Liyakatsizlik. Yani bunu kahtı liyakat olarak tanımlayabiliriz.

20. yüzyıldan itibaren bilgiye ulaşmak çok daha kolay hale gelmiş iken artık doğru bilgiye ulaşmak esas sorun teşkil etmektedir. Hal böyle olunca çok şey bilen değil doğru şeyleri bilenler değerli hale geldi. İşte liyakat dediğimiz konu tam olarak bu. Bir konu hakkında doğru şeyleri bilen kişide duygusal yeterliliği olması halinde ortaya çıkan durum olarak tanımlamalıyız. Sadece bir konu hakkında doğru bilgilerin varlığı yeterli değildir. Bir kişide liyakatin varlığından söz edebilmemiz için, kişinin doğru bilgileri taşıması gerekir.

Liyakatli kişilerin eski sistem ile yeni sistem geçişini çok doğru bir şekilde yapabilmesi için sadece sistem değişikliği yeterli değildir. Sistemi uygulayacak kişilerin yukarıdan aşağıya hiyerarşik olarak eğitilmesi ve yeni sisteme uyarlanması gerekmektedir. Daha da önemlisi insan faktörünün değişime açık hale getirilmesi şarttır. Elbette yalın olarak eğitim yeterli olmayacak. Hem sistem, hem sistemi kullanan insan faktörü sürekli olarak denetlenmelidir. Eğitim ve denetim ayaklarının eksik olması Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni başarısız bir model haline getirir. Bu sebeple sistem, bu iki kavram üzerinde yoğunlaşmalıdır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir