İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kararını ver

Üniversitedeyken katıldığım bir seminerde konuşmacının bir sözü dikkatimi çekmişti. O dönemden bugüne kadar sık sık kullanırım: “Her seçiş bir vazgeçiştir.” Hayat yolculuğunda bazen yollar ikiye, üçe hatta daha fazlaya ayrılır. Karar vermen gerekir. Kaderinin etkilendiği veya değiştiği an, işte o saniyede vermiş olduğun karardır. İnsanlar verdiği kararlardan ibarettir. Verdiğin karar, kazandığın kadar kaybettiklerini de getirir. O yüzden, karar verirken kazanacaklarını düşüneceğin kadar kaybedeceklerini de iyi hesaplaman gerekir.

Üniversite hayatı göz açıp kapayıncaya kadar geçen dört yıllık bir süreçtir. İnan bana genç dostum, hayat o kadar hızla akıyor ki zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacaksın. Bu dönemde karar vermen gereken ciddi bir konu var: Üniversite hayatını nasıl değerlendireceğin. Genellikle, küçüklükten itibaren aile yanında bir şeyleri tam yaşayamamış gençler, üniversite hayatını özgürlük olarak tanımlıyor ve dolu dolu yaşamak arzusu ile ‘dağıtıyor.’ Halbuki özgürce yaşamak demek istediğini her an yapmak demek değildir. Bu anlaşılamıyor. Hayattaki her seçişin bir vazgeçişten ibaret olduğu gerçeği, iş hayatında yani gerçek hayatta bir tokat gibi vuruyor. Hal böyle olunca, geri gelmeyen zaman için pişmanlıklar duyuluyor. Şimdi seçenekler. Ya üniversite hayatını bundan sonraki hayatın için güzel bir başlangıç olarak değerlendirirsin ya da özgürce! yaşayıp bundan sonraki hayatına sıradan bir başlangıç yaparsın.

Üniversite farkındalık dönemidir. Kişi, kendi sınırlarını keşfeder; kazandığı bölüm içerisindeki kılcal yolları keşfedip, tercihini yapar. Mesela benim farkındalığımın oluşması lise son sınıfta olmuştu. O zamanki adı ÖSS olan sınava dokuz ay kala deneme sınavında -3 net ile sondan 3. olduğumda dershanede herkesin beklentisi ilerleyen yıllarda üniversiteli olabileceğim idi. Oysa ben bir sene sonra cüzdanımda üniversite kimliği taşıyacağımı iddia etmiştim. Ve zaman geldiğinde kazanan ben olmuştum. Sadece o dokuz ayı anlatmaya kalksam, başlı başına bir kitap olur.

Farkındalığı yüksek bir şekilde üniversiteye girmiş olmam, sonrası için güzel bir başlangıç yapmama vesile oldu diyebilirim. ‘Hedef’ in önemini ve hedefe giden yolu kurgulamanın ne kadar önemli olduğunu gördüm. En önemlisi de iş hayatı maratonuna girdiğimde tüm donanımlarımın hazır olması gerektiğini ve bu hazırlıkların yapılabilmesi için son fırsatın üniversite hayatı olduğunu fark ettim.

Bunu herkesin yaptığı gibi son yılın son dönemi olmamalı. Dört yılın da ayrı ayrı planlanması gerekmekte. Üniversite hayatı sadece derslerden ibaret bir hayat değildir. Hayata atılacağın ve yaşamının sonuna kadar sürecek olan bir yarışın son hazırlıklarının yapıldığı bir dönemdir. Ailesinden uzak şehirlerde okuyanlar için “hayat ile tanışma ve hayatı sindirme” dönemidir. Bir nev’i simülatörüdür.

Bu süreç, sadece ders odaklı yaşanırsa sosyal gelişim yetersiz; sosyal yaşam ağırlıklı olursa iş hayatın da eksik donanımlı olunur.

Üniversiteyi kazanan genç arkadaşım, öncelikle sınav maratonundaki başarından dolayı güzel bir kutlama yap. Çünkü binlerce rakibini geride bıraktın ve üniversiteli oldun. Sonrasında kâğıt kalemi eline al ve önündeki dört yılı nasıl geçireceğini planla. ‘’Yıllarca verilen emek için kısa süren bir kutlama yeter mi?’’, diye sorarsan sana şunu derim: ‘’Emin ol ki iş hayatında süper bir başarın olduğunda, yaptığın kutlama sonrasında bile ertesi sabah 8’ de kalkıp işe gideceksin.’’

Yakalanan bu başarı bir milat hayatında. Bu milattan sonra hayatını planlamaya başla.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir