İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Liyakatin ilkeleri

Günümüzün en popüler kavramların başında liyakat gelmektedir. Özellikle kamuoyunca kamuda görülen büyük bir aksaklık sonrasında hemen gündeme gelir, aynı hızla gider. Tüketim toplumlarında meşguliyet bir balığın hafızası gibidir, kısa sürede unutulur. Bizim toplumumuzda sürekli gündeme gelmesine rağmen balık hafızası yüzünden hemen unutan kavramların başında gelir liyakat.

Halbuki yönetimde liyakat sürekli gündemde olan ve asla göz ardı edilmemesi gereken bir kavramdır. Elbette devlet yönetimi her ne kadar uzmanlık gerektiren teknik bir alan olsa da vatandaşların ve kamuoyunun uzman olmamasından dolayı yanlış düşünceler veya algılar oluşturuluyor. Gelişen dünya ve yeni çağın gerekliliği uyarınca liyakat tanımı da değişime uğramıştır ve gelecek zamanda bu tanım üzerinden hareket edileceği öngörülmektedir.

Eski çağda liyakat, bir işi yapabilme bilgi ve becerisiydi. Eski çağın gerekliliğinde liyakatin karşılığı tam olarak buydu. Fakat gelişen ve değişen dünya şartlarında liyakatin de tanımı değişti. İçeriği genişlerken tanımının daha yalın hale geldiğini söyleyebiliriz.

  Liyakat = İşin gerektirdiği asgari bilgi + vizyon + sosyal yeterlilik  

Liyakatin, teknik bilgiye hâkim olmasından çok daha ötesinde bir kavram olacağı öngörülmektedir.  İşi yapabilmenin yanında kişinin vizyona sahibi olması istenecektir. Vizyon sahibi olması demek, kişinin dünyayı okuması yani yeni çağın vatandaşı olması demektir. Sosyal yeterlilik ise kişinin o kişi duygusal olarak kaldırabilmesi demektir. Geçmişte bazı örneklerde şunu gördük ki, liyakatli olarak görülen kişilerdin duygusal olarak kişiliği tamamlanmasından dolayı ortaya çıkan zafiyetleri sebebiyle yarardan çok zararları olmuştur. Bu zafiyetleri güç, para, cinsel zafiyetler olarak örneklendirebiliriz. Bunun içindir ki, dış güçler bu zafiyetlerden faydalanarak bürokraside vesayet kurabilmiştir.

Bu tanımı yaptıktan sonra liyakatin ilkelerine bakalım.

Liyakatin İlkeleri
Teknik yeterlilik +Sosyal yeterlilik
BilgiAdalet
DeneyimPsikolojik yeterlilik
Ahlaki yeterlilik

Liyakatin ilkelerini iki ana başlığa ayırabiliriz.

  1. Teknik yeterlilik ilkesi
    1. Bilgi
    1. Deneyim
  2. Sosyal yeterlilik ilkesi
    1. Adalet
    1. Psikolojik yeterlilik
    1. Ahlaki yeterlilik

İki ana başlık, beş alt başlıkta toplayabileceğimiz ilkeleri biraz daha açıklamakta fayda var.

Teknik yeterlilik kişinin, bilgi ve deneyim sahibi olmasını ifade eder. Kişinin o işe ilişkin sadece teorik bilgisinin sığ kalacağını söylemeliyiz. Yani liyakatli birisinin hem masa başında hem sahada uzun zaman geçirmiş olması gerektiğini net şekilde ifade etmeliyiz.

Sosyal yeterlilik kısmı ise yeni çağda eklenen ilkelerden biridir. Bir kere kamuda çalışan kim olursa olsun içinde adalet duygusunu mutlaka taşımalıdır. Çünkü en altından en üstüne kadar çalışan herkes bu milletin finansmanı ile millete karşı sorumluluğu olan bir iş yapıyor. Bunun bilincini en güzel adalet duygusu karşılamaktadır. Bu sebeple adalet, liyakatin olmazsa olmazıdır. Psikolojik yeterlilik ise kişinin kendisini tam olarak yeterlilik içinde yetişmiş olmasının gereğidir. Maslow’ un ihtiyaç hiyerarşisinde en üst basamak olan kendini gerçekleştirme gereksinimini karşılıyor olması anlamına da gelmektedir. Psikolojik olarak yeterliliği olmayan kişiler, işi teknik olarak güzel yaparken bir süre sonra psikolojik olarak işi kaldıramadıkları için iflas edecektir. Ahlaki yeterlilik ise en önemli ilkelerden birisidir. Kişinin işi yaparken tam bir ahlak kuralları içerisinde hareket etmesi anlamı taşımaktadır. Yani maddi, güç, cinsellik, makam ve başka hiçbir zafiyeti olmaması gerekliliğini ifade eden ilkedir.

Sonuç olarak Türkiye yüzyılında, dünyaya ispat etmemiz gereken bir şey var: Yönetimsel olarak Türklerin yıkılmayacağı, tıpkı askeri olarak yıkılmadıkları gibi. Dünya, tarihte Birinci Cihan Harbinde Türklerin askeri olarak yıkılamayacağını anladıkları için sonrasında yönetimde vesayeti ele geçirerek, zarar vermeye çalıştı ve kısmen başarılı oldu. Bundan sonra da liyakati odak olan bir yönetimsel sistemi inşa ederek dünyaya Türklerin yönetimsel olarak yıkılamayacağını göstermemiz gerekir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, bunu gerçekleştirmek için çok iyi bir fırsattır. Bunu ispat etmek, ilk Türk devletinden bugüne kadarki atalarımıza ve tarihe borcumuzdur. Bir kez daha hatırlatmakta fayda vardır ki, ders almasını bilen için tarih çok iyi bir öğretmendir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir