İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Liyakatli Devlet İnsanının İletişim Konumlandırması

Devlet yöneticileri günün her saati devletin bir parçası olması hasebiyle her zaman devleti temsil etmektedir. Bu sebeple konuşmalarından, giyimlerine, oturup kalkmalarına, yemek yemelerine kadar her şeylerinde dikkatli olması gerekir.

Devletin bir parçası olduğu için, devlet yöneticisi halka mal olmuş kişilerdir. Halk için çalışmalar yaptıklarından dolayı özel hayat kavramı yok denecek kadar azdır. Gününün 24 saatini devlete vakfetmesi gerekir. Anonim bir hayat yaşamaları da bu yüzdendir.

Yeri gelmişken belirtmekte fayda var. “Devlet adamı” kavramı, uzun yıllar kullanılmasıyla kadınların da iş hayatında farkındalık yaratması sonucu “devlet insanı” kavramına evrilmiştir. Devlet insanı kavramı kullanımı daha da yaygınlaşmalıdır.

Tarihte kaht-ı rical dönemlerinde devlet insanı olma vasfı olmayan insanların devlet kademesinde yer almaları sebebiyle ne konuştukları ne de hal ve hareketlerinin devlete adabına yakışmadığı örneklere rastlayabiliriz. Bu sebeple devlet insanı olmak zordur, sorumluluk gerektirir.

Devlet insanı görüşlerini açıklarken de özel görüşlerini açıklayamaz. Çünkü temsiliyet nedeniyle bulunduğu konumdan ötürü söyleyeceği her şey devleti de bağladığı unutulmamalıdır.

Devlet insanı, görüşlerini belli çerçeve içinde açıklamayı bilmelidir. Bu çerçevenin sınırları merkezde yer alacak şekilde; uçlarda yer almayacak şekilde olmalıdır. Tüm hareket, davranış ve açıklamalar bu çizgide olmalıdır. Her zaman merkezde bulunmalıdır. Elbette görüşlerinin sağ veya sol görüşlere kaydığı durumlar olacaktır. Her konuda merkezde sabit noktada olamaz. Fakat önemli olan merkezden, sağa ya da sola uzaklaşmamasıdır.

Bir devlet insanı aşağıdaki görselde yer aldığı bölüm içinde hareket etmelidir.

Merkez bölgesi her zaman toplumun en fazla kesimin görüşünün olduğu bölgedir. Uçlara gidildikçe toplumda o görüşleri savunan insan sayısı azalır ve marjinalleşme başlar ki, toplum marjinalleri sevmez. Devlet insanları marjinal olamaz. Marjinal bölgede bulunan insanlarda karşılık görmek için devlet adabı, üslubu ve teamülleri çiğnenemez. Fakat istisna durumlar vardır elbet. Yukarıda belirttiğimiz gibi kaht-ı rical dönemlerinde gerçek manada devlet insanları görevde olmadığı için devlet insanı kavramına çok rastlayamıyoruz. 

Günümüzde devlet insanı olabilme sorumluluğu taşıyamayan kişilerin siyasi kesimden devlet yönetimine geçenlerden siyaseti devlet yönetiminde de sürdürmeye devam etmelerinden kaynaklandığına şahit oluyoruz. Daha önce mensubu olduğu siyasi parti tabanındaki seçmenlere yönelik söylemlerle toplumda karşılık bulmaya çalıştıklarına şahit oluyoruz. Bu çok aciz bir durumdur. Çünkü devlet insanı olarak çalışmalarıyla var olamayan kişiler, sırf toplumda karşılık bulmak için demagoji yapıyor. Bunun tek nedeninin görevinde başarı sağlayamadıkları için söylemlerde siyasi tabanda karşılık bulup çalışıyormuş algısı oluşturmaktır.

Sonuç olarak devlet insanlarının algı yaratma veya herhangi başka sebeple siyaset alanındaki yöntemlere girmemesi, merkez alan dahilinde söylemlerini gerçekleştirmesi ve günün 24 saati yılın 365 günü devletin bir parçası olduğunu ve her koşulda devleti temsil etme sorumluluğu ile hareket etmesi gerekmektedir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir