İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Merkez Anadolu Devlet Yönetim Sistemi

Dünyanın en eski bilimlerinden birisinin yönetim olmasına rağmen, özel sektörde, sivil toplumda ve kamu yönetiminde henüz tam olarak olgunlaşmamış olması ironik bir durumdur. Bunun sebebi, dünyanın neredeyse tamamı, yönetimin hemen hemen herkesçe yapılabilir bir şey olduğunu düşünmesi olduğudur. Eğer öyle olmasaydı, herhangi bir alanda yönetime gelmiş ya da seçilmiş kişilerin yönetim konusunda eğitim alma şartı getirilirdi. Yönetimin genellikle insan yönetmek olduğu düşünülerek yönetim yetkinliğinde en önemli şartın deneyim olduğu kanısı hakimdir.

Halbuki gelişen ve değişen dünyada, yönetim yetkinliğinin de değiştiğini söylemeliyiz. Çünkü yönetimin temelinde insan vardır. İnsanların davranış, beklenti ve alışkanlıkları değiştiği sürece yönetimin stabil kalmasının imkânı yoktur. Bu sebeple yönetimin statik değil dinamik bir bilim olduğunu söylemeliyiz.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanların alışkanlıkları, beklentileri ve yaşam şekilleri değişti. 2019 yılında dünya genelinde ortaya çıkan Covid 19 virüsü kaynaklı pandeminin de etkisiyle yaşam şekillerinde, kısa sürede radikal denilebilecek büyüklükte değişiklikler görüldü. Ayrıca iklim değişiklikleri, göç, savaş, kıtlık, kirlilik gibi dış etmenler de yaşam şekillerini, her geçen gün, daha da değişime zorluyor.

Temelinin insan olduğu yönetimin bu içsel ve dışsal kaynaklı bu değişimler karşısında kırılganlıkla değişime uğradığını ve değişen insanlığa çok hızlı şekilde uyumlu hale geldiğini söylemeliyiz. Pandemi döneminin şartları gereği e ticaret alışverişinin market düzeyinde yapılmasını örnek olarak verebiliriz. Bundan çok değil 20 yıl önce insanlara çok basit mutfak ihtiyaçlarını telefonla internetten sipariş verilebileceği söylense, kimse inanmazdı. İkametgâh belgesini internet üzerinden günün herhangi bir saatinde dakikalar içinde alınabileceği söylense herhalde yine kimse inanmazdı. İşte yönetim insan gereksinim ve beklentilerine bu kadar hızlı cevap veren, hassas bir bilimdir. Bundan 20 yıl sonra bugünden ön göremeyeceğimiz şeyler hayatımızın vaz geçilmez bir parçası olacak. Bunların her biri bir otoritenin yönetimsel kararları sonucu oluyor. Büyük marketler yönetimlerinde e ticaret satışının olacağı kararı sonucunda market ihtiyaçları internette verilebiliyor ya da devletlerin yönetim kararı sonucu ikametgahlar internet üzerinden dakikalar içerisinde alınabiliyor. Kısacası, hayattaki her şeyin temeli, birilerinin yönetimsel karar almasının sonucu olduğunu söylemeliyiz.

Kamu yönetimi, dünyada kimlik arayışı devam eden ve iki ana görüşün hâkim olduğu bir alandır. Hatta kamu denilince alt ve orta grupta yer alan bürokrasinin temsil edildiğini düşündüğümüzde; üst düzey kamu yönetiminin yani devlet yönetimi hakkında çalışmaların hemen hemen hiç olmadığını söyleyebileceğimiz bir alandır. Hatta devlet yönetiminin bir bütün olarak stratejik düzeyde ve operasyonel düzeyde iki ayrı boyutta ele alınması gerektiğini, kamu yönetiminin operasyonel devlet yönetimi olduğunu da ortaya koymalıyız. Devlet yönetiminde belirlenen stratejiler, uygulayıcılar ile aksiyona geçmektedir. Bu bakımdan devletin üst yönetimi ile orta yönetim; orta yönetim ile alt yönetim kademesinin çift yönlü iletişiminin kuvvetli ve aralarındaki uyumun çok iyi olması beklenir.

Türkler, tarihte kurdukları 16 devlet ve Türkiye Cumhuriyeti ile devlet yönetiminde ciddi deneyimi olan bir millettir. Yüzlerce yıl dünyaya hâkim olan Türkler, devlet yönetiminde yapılan doğrular ile bu kadar uzun süre hükümdarlık yapmışlardır. Fakat Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflamasından sonra tasviye süreci başlamış ve Cumhuriyet rejimine geçilerek yola devam edilmiştir. Fakat Osmanlı’dan Türkiye’ye geçiş sağlıklı olmamıştır. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e intikal etmesi gereken mirasın çoğu tahrif edilerek yanlış şekilde ulaşmasına sebep olmuştur. Doğru temeller üzerine inşa edilmesi amacıyla yola çıkılmışken, Atatürk’ün ölümü sonrasında devam eden süreç çok yanlış şekilde temelin atılmasına sebep olmuştur. Hal böyle olunca Cumhuriyet ile geçmiş arasındaki bağ çok zayıflamıştır.

Tüm bu tablo göz önüne alındığında; tarih boyunca yönetimde başarılı olan Türklerin genlerine işli olan yönetim olgusunun henüz dünyanın netleştiremediği devlet yönetimi alanında yeni bir seçenek ve doğru bir alternatif olması bakımından Anka Doktrini sonucu ortaya çıkan Merkez Ankara Devlet Yönetimi Sistemi ortaya konulmalıdır.

Merkez Anadolu Devlet Yönetim Sistemi ile devlet yönetimine dair tüm dünyada Kıta Avrupa’sı ve Anglo Amerikan anlayışına alternatif oluşturulacaktır. Yeni bir alternatif oluşturmanın iki gerekçesi vardır. Birincisi Türklerin devlet yönetimi hakkında binlerce yıllık bilgi ve deneyiminin olması. İkincisi ise mevcut dünya düzeninde geçerli olan Kıta Avrupa’sı ve Anglo Amerikan modellerinin henüz kimlik arayışı devam ederken, bu iki istemi geliştirmenin anlamsız olması; onun yerine yepyeni bir model ortaya koymak daha sağlıklı olacaktır.

Merkez Anadolu Devlet Yönetim Sistemi (MYDAS), Kıta Avrupa’sı ve Anglo Amerikan sistemlerini bütünüyle reddetmektedir. Reddetmesinin en büyük sebebi, her iki sistemin devlet yönetiminin bir bilim mi, yoksa disiplin mi mi olduğu gibi kimlik arayışlarının devam etmesidir. Anka Doktrinine göre, kimlikleri oturmamış sistemler, başarılı da olamazlar. MADYS, devlet yönetimini bir bilim olarak görmektedir ve modellemelerini bu çerçevede oluşturmaktadır.

MAYDS, tarihteki 16 Türk Devletin ile Cumhuriyet arasındaki zayıf yönetimsel bilgi mirasını güçlendirmeyi ve sadece Türkiye Cumhuriyeti için değil tüm Türk Devletleri için bir model oluşturmayı hedeflemektedir. Elbette ki MADYS, tüm dünyada herhangi bir devletin kullanabileceği modeldir. Fakat hedeflendiği ülkeler Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere tüm Türk Devletleridir.

Geleceğin dünyasındaki devletlerin gücünün şifresi, yönetim olacaktır. Bu sebeple yönetime şimdiden yatırım yapılmalıdır. Türkiye’ nin yönetimsel başarısı için özüne dönmesi yeterli olacaktır. Yeni çağın süper güçlü ülkelerinden birisi olmak için geç değil ama çok da zaman yok. Bu sebeple ivedilikle çağın gerekliliklerini benimseyen bir yönetim sistemi kurulması için çalışmalar başlamalıdır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir