İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Organizasyonlarda “Kasti Körlük”

Sanayi devrimleri sonucunda yönetim biliminin yaygınlaşmasıyla birlikte, popüler haline gelen yönetim (işletme) körlüğü sık sık kullanılmaya başlandı. Doğru bir tanımlama olan yönetimsel körlük, yönetim biliminde önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle yönetim biliminin popüler olmasından sonra çok daha sık kullanılır olmaya başladı.

Yönetim körlüğü, bir organizasyonda, sürekli aynı işleri yapmalarından dolayı hataların ve gelecekteki olası fırsatların ve risklerin çalışanlar tarafından algılanamaması sorununa denir. Kamu ya da özel sektör olabilir, bir organizasyonda yönetim kademesinin sürekli aynı işleri yaptığı için yaşadığı bir durumdur. Özellikle 1700’ lü yılların sonunda meslek dalı olarak kabul edilmeye başlanan danışmanlık sektörü temsilcileri kendilerini, organizasyonlara dışarıdan bakan profesyoneller olarak “üçüncü göz” tanımıyla tarif etmişler ve yönetimsel körlüğü tedavi etmektedirler.

Yönetim kavramının önemi, endüstri devrimlerinden başlayarak her geçen gün artarak devam etmektedir. Gelecekte de yani yeni çağda da yönetim, devlet ölçeğinde de kamu ölçeğinde de ve özel sektör ölçeğinde de çok önem arz edecektir. Yeni çağın en önemli kavramların başında gelecektir.

Öbür yandan yönetim, kavramsal kimlik arayışı devam eden bir bilimdir. Özel sektörde ve kamu yönetiminde, yönetim kavramının bir disiplin mi yoksa bilim mi veya başka bir şey mi olduğu tartışılmaktadır. Hal böyle iken hala kimlik arayışı devam ederken yönetim ile ilgili çalışmanın merkezi Türkiye olabilir. Gelecekte bu kadar önemli hale geleceği ön görülen bir konuya yatırım yapmak çok da akıllıcadır. Bunun yanında yeni çağın süper güçlü ülke olmanın anahtar çalışmalarından birisi olacaktır. O yüzden yönetimin merkezi bu topraklar, yani Anadolu olmalıdır. Anka doktrini ile Merkez Anadolu yönetim yaklaşımı da bu amaçla oluşturuldu.

Merkez Anadolu yönetim anlayışının kavramlarını sırasıyla ele almakta fayda görüyoruz. Bu kavramlardan en önemlisi sayılabilecek, dünyada yönetimi önemli hale getiren kavramı, körlük familyasından olanlar ele alınacaktır.

Körlük kavramı, sürekli aynı ortamda olunduğu için, istem dışı oluşan bir durumdur. Yönetimsel körlükte istem dışı, körlük durumudur. Sadece anı görememekle kalmayıp, organizasyonun gelecek için fırsat ve tehditlerini de göremez. Yani yakınında, uzağından görülemediği hem miyopluk hem hipermetropluk durumu söz konusudur.

Bir de organizasyonlarda bile, isteye yaşanan körlük vardır, buna kasti körlük denir. Kasti körlük, bir bireyin oluşan ve/veya oluşabilecek durumdan etkilenmemek veya sonuçlarından sorumlu olmamak için yapılanları görmeme durumuna denir. Çoğunlukla devlet ve kamu organizasyonlarından görülür. Burada devlet yönetimi ile kamu yönetimi özellikle ayrı olarak yazıldı. Bu konuyu da yeri gelmişken açıklayalım. Kamu yönetimi, devlet organizasyonlarının tamamının operasyonel kısmıdır. Devlet yönetimi ise organizasyonun stratejik kısmıdır. Dolayısıyla devlet ve kamu yönetimleri ayrı olarak ele alınması yerinde olacaktır. Bu konuyla ilgili çalışma ayrıca yapılacaktır.

Kasti körlüğün mottosu, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasındır. Amaç, kişinin, organizasyon içerisindeki pozisyonunun kaybolmaması veya zarar görmemesidir. Bu yüzden organizasyon içindeki yanlışlara ses çıkarılmaz, kör olunur. Kasti körlük, zehirli bir hayvanın kendini sokması gibidir. Eninde sonunda kendine zararı olur. Çünkü organizasyonda yanlışlara ses çıkartılmaması, nihayetinde ya organizasyonun ya da organizasyondakilerin dağılmasına sebep olacaktır. Her halükârda organizasyon zarar görecektir. Durumun kamu veya devlet organizasyonunda olduğu düşünüldüğünde sonuç olarak esas zararı ülke görmüş olacaktır.

Teknolojinin çok ileri olduğu günümüzde, hiç kimsenin hiyerarşik tutuculuğundan ya da muhafazakâr yönetimi bahane edemez. Dolayısıyla bir kişi, organizasyonda gördüğü hatayı, bir şekilde amirlerine ya da ilgili birimlere iletebilir. Kasti körlük içinde hiçbir bahane barındırmayan, baştan sona irade ile kasıtla yapılan bir eylemdir.

Özetle kasti körlük, yeni çağın en önemli konusu olacak yönetimde dile getirilecek kavramların başında olacaktır. Yeni çağda devletlerin en önemli gücü yönetim olacaktır. Dünyada tam olarak kimlik arayışı devam ettiği düşünüldüğünde Anka doktrini ve Merkez Anadolu Yönetim Sistemi ile ulusal bir yönetim sistemi oluşturmalıyız.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir