İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Profesyonel Çiftçilik

Ülkemiz potansiyel olarak tarım zengini olmasına karşın, bu imkânı çok kötü şekilde kullanmaktadır. Bana göre nedeni, yüzyıllar boyu geçimini çiftçilikle sağlayan halk, Cumhuriyet ile büyük kentlere göçerek iş hayatına atılıp kısa yoldan zenginleşme derdine düştü. Zamanla tarımla uğraşanlar ikinci sınıf insanmış gibi hor görülmeye başlandı.

Buna karşın dünya nüfusunun hızla artması ile kaynakların hızla tükenmesi sonucu üretilenler tüketilenleri karşılamadan uzaklaşıyor yavaş yavaş. Dünya halkının zenginleşme uğruna doğaya zarar vermesi sonucu, toprakta, iklimde ve doğal hayatta tamir edilemez ciddi hasarlar bırakması sonucu artık istesek de eskisi gibi verimli üretim de yapamıyoruz. Nüfus artışı ve doğadaki bozulma, tarımın eskisi gibi yapılamayacağını, bu konuda irade ortaya konup adımlar atılması gerektiğini gösteren işaretler olarak yorumlanmalıdır.

Önümüzdeki dönemde yiyecek kıtlığı sebebiyle savaşlar bile çıkabilir ki şu anda bile savaşlara konu olabiliyor. Ülkemiz gerek iklimiyle gerek toprağı ile tarıma elverişlilik bakımından çok avantajlı bir konumda. Her ne kadar bu zamana kadar tarım arazilerini betona feda ettiysek de bundan sonraki süreçte iyi bir planlama ile mevcut tarım alanlarına sahip çıkabiliriz.

Bunun yanında en önemli mesele, çiftçiliği bir meslek haline getirmeliyiz. Çiftçiliği, toplumda yeri olan tıpkı diğer meslekler gibi bir meslek olduğunu kabullenmeliyiz. Daha verimli üretim yapma, doğayı koruma, çiftçiliği bir meslek olarak benimseme gibi konularının işlendiği “Çiftçi Okulları” açmalıyız. Bu okulları eğitim camiasının en önemli ve prestijli okullarından biri haline getirmeliyiz. Çiftçinin de tıpkı mühendislik, doktorluk, mali müşavirlik gibi bir mesleki unvanı olmalı.

Dünyanın nüfusu hızla artarken, dünyanın bu nüfusu taşıyamayacağı çok açıktır. Bu sebeple tarımda atılımları sistemsel olarak planlı şekilde atmalıyız. Geçici çözümler ancak geçici sonuçlar doğurur. Tarımda teşvikten, parçalı tarım arazilerinin birleştirilmesine; tarım 4.0’dan sermaye ve finansmana erişimin sağlanmasına; maliyetlerin düşürülmesinden kamuda ve sivil toplumda tarım teşkilatlarının yapılandırılmasına kadar diğer sistemsel konuları sil baştan ele almalıyız. Yoksa yakın gelecekte zor zamanlar bizi bekliyor olacak.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir