İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türk yönetim tarihinin en kritik dönemi: 1913-1923

Türk yönetim tarihinde birçok dönem kendine has özellikleriyle dersler barındırır. Bu dersler geleceği aydınlatan ve bugünü anlamamızı sağlayan hususlardır. Binlerce yıllık geçmişi ile Türk yönetim tarihi, sahip olduğumuz en büyük zenginliklerden biridir. Fakat bu zenginliğin farkında değiliz. Tarihimizi öğrenmemekle kalmıyor; tarihimizin manipüle edilmesine seyirci kalıyoruz.

Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılma dönemi ile yeni Cumhuriyet’in kurulma arasında geçen 10 yıllık süreç, içeride ve dışarıda yaşanan hadiselerin önemi ve vahameti nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir. Osmanlı’nın son döneminin en güzel yanı, diğer devletlerin Osmanlıya gerçek bakışının ortaya çıkması oldu tüm maskeler düştü. Osmanlı bu durumu fark ettiğinde iş işten geçmişti gerçi ama en azından yeni Cumhuriyet için bu deneyim güzel bir ders oldu. Diplomasinin, dünyadaki gelişmeleri takip etmenin, liyakat esaslı devlet ricali yetiştirmenin önemini anladık. Bunun yanında devletin içinde bireysel istikbal arayanlardan değil de devletin istikbali için çalışanların yer alması gerektiğini öğrendik. Dış politikada dost-düşman ayrımından ziyade devlet çıkarının her şeyin üzerinde olduğunu, devlet yönetiminde hiçbir zaman hiçbir boşluk bırakılmaması gerektiği hususları gibi dersleri öğrendik. Ordunun her daim güçlü olması gerektiğini dersini acı bedellerle öğrendik.

Dünün ne olduğunun önemi olmadığı; yüzyıllardır dünyaya yön veren bir devletin ne duruma gelebileceğini gördük. Slogan haline gelmiş laflarla büyük devlet olunmayacağı, büyük devlet olmak için devlet ricalinin yanında diğer kurum ve kuruluşların ve de vatandaşın da sürekli çalışması gerektiğini öğrendik. Cumhuriyetin kurucu kadrosunun, Osmanlı’nın son döneminde güzel eğitim almış kurmay sınıfı olduğunu düşündüğümüzde; modern eğitimin önemini anladık. Çünkü bilgi kılıcı mağlup eder.

İyi bir liderin çevresi de donanımlı olmalıdır, lider bir şeyi insanlara emir vererek yaptırmaktansa; insanları o şeye ikna edip, motive ederek yaptırmasının daha kıymetli olduğunu öğrendik. Devleti yönetirken, bireysel istikbali her şeyin arkasında, en geride tutmak gerektiği, hiçbir zaman umutsuzluğa düşmemek gerektiğini öğrendik. Nasıl bir olumsuz duruma düşülürse düşülsün; kurtarıcı beklememek, o kurtarıcının kişinin kendisi olduğunu öğrendik.

En önemlisi de uğruna kan dökülmeyen topraktan vatan olmadığını öğrendik.

Sonuç olarak bir şeyin bitişi ve yeni bir şeyin başlangıç süreci olan 1913 ile 1923 yılları arasının ayrıca incelenip çıkartılan derslerin, eğitim müfredatında yer verilmesi gerektiğini düşünüyorum. İçi boş ezbere dayalı bilgilerden daha değerli bir şey varsa çıkartılan derslerin öğretilmesidir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir