İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yönetim tarihimizi anlamak

Türk dünyası yönetim tarihi; dünyanın en zengin, derinliğe sahip ve önemli tarihlerin başında gelmektedir. Binlerce yıllık geçmişi ile sadece devlet yönetimine dair değil o devletler içindeki birimlerin (sivil toplum kuruluşları, özel sektör gibi) yönetimine dair bilgiler de bulunmasıyla dünyanın en gelişmiş tarihsel hazinesi olduğunu söyleyebiliriz. Ama maalesef toplumu, tarihe küstürerek geçmişle bağımızı koparma hedefi güden düşmanlarımızın bu konuda başarılı olduğunu üzülerek görmekteyiz. Böyle olunca da bu zenginliğin bugünü anlamamızı ve yarına ışık tutmasını engelliyor.

Tarihi, bugünü anlamamızı yarına ışık tutmasını istiyorsak iki şeyi doğru yapmalıyız. Birincisi tarihimizle barışmamız gerekiyor. Bunun yolu tarihimizi okumalıyız; anlayarak, altını çizerek, notlar alarak. İkinci olarak yorumlamamız gerekiyor. Okuduklarımızı içselleştirip yorumlamalıyız. Ancak bu şekilde okuduklarımız bugüne ve yarına ışık tutabilir. Mukayeseler ederek, yorum getirerek ve bol istişare ederek dersler çıkartabiliriz. Toplum olarak bu iki şeyi mutlaka yapmalıyız.

Bilgili insana hiçbir dezenformasyon zarar veremez. Ama bilinmeyen bir konuda çok geniş kitleler yanlış yönlendirilebilir. Özellikle günümüz iletişim çağında sosyal medya aracılığı ile çok kısa bir sürede ve kolay şekilde sağlanabilir.

Yönetim tarihinde dönemsellik ilkesi çok önemlidir. Yaşananları, yaşandığı dönem şartlarında değerlendirmek esastır. O dönemi bugünün çerçevesinden değerlendirirseniz objektifliği kaybedersiniz. Toplumumuzda dezenformasyon yaratılan bir diğer konu da budur. Bir kesim Osmanlı’ya düşman iken bir kesim Osmanlı’nın tekrar dirileceğini düşünüyor. Ama dirileceğini düşünenlere sorduğunuzda Osmanlı İmparatorluğu’na dair en ufak bilgisi bulunmuyor. Düşünceler sloganvari söylemden öteye gitmiyor. Cumhuriyeti yalan yanlış bilgilerden dolayı benimsemeyen ve Cumhuriyete düşman bir kesim bile var. İşte dezenformasyon tam olarak da budur! Bir ülkenin neredeyse tamamının dini inancının ilk emri yerine getirilmiyorsa; ülkenin kurucusuna aleni şekilde küfreden cenah bulunuyorsa o ülkenin temel dinamiklerinde yanlışlıklar vardır.

Olması gereken çerçeveden baktığımızda II. Abdülhamid’de bizim Mustafa Kemal Atatürk’te bizim. Bunları birbirinden soyutlamanız sadece tarihimize değil ülkemize ihanet olur.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir