İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yönetimde denetim

Yönetim dünyada ilk olarak birden fazla kişinin bir araya gelmesiyle başlayan bir bilimdir. Yani Hz. Adem’e kadar uzanan bir geçmişi vardır. O günden bugüne kadar birçok evrim geçirmiştir. Sanayi devrimleriyle birlikte, bu evrimin hızı artmıştır; sanayi devrimleri çarpan etkisi görevi görmüştür. Günümüzde ise ölçeğine bakılmaksızın tüm organizasyonlardaki en önemli ve büyük güçtür.

Devlet yönetimi ölçeğinde ele alındığında yönetim, çok daha karmaşık yapıdadır. Çünkü organizasyonun büyüklüğü milyonlarla ifade edilirken, dış paydaşların kümülatifi milyarlarla ifade edilir. Hal böyle olunca devlet yönetimini çok daha farklı şekilde ele almak gerekmektedir.

Osmanlı’ nın son zamanlarından Cumhuriyet’ e miras kalan vesayet bürokrasisi yakın zamana kadar varlığını sürdürdü. Özellikle son zamanlarda yapılan reformlarla bu vesayete önemli darbeler vuruldu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, bu yolda önemli bir kilometre taşıdır. Yine de tam manası ile yönetim sistemi kurulamadı. Yönetim; planlama, örgütleme, yöneltme, koordinasyon, denetim ve eğitimden fonksiyonlarından oluşan bir bütündür. Fakat hala hazırda yönetimde kontrol yani denetim bölümü eksiktir. Bu yönetim bütününün çok önemli bir parçadan mahrum olması demektir. Yani resim tamam değildir.

Yönetimde denetim, yönetimin teori ile uygulama arasındaki farklı görmeye, aksayan diğer hususları tespit etmeye ve dış analiz ile dünyadaki gelişmelere göre mukayese etmeye yarayan çok önemli bir fonksiyondur. Bundan mahrum kalmak demek oluşturulan yönetim modelinin sonuçlarını varsayım üzerine yorumlamak demektir ki; bu da akıldan ve bilimden uzak bir yönetim anlayışıdır. Bu anlayışın günümüzde de yeri yoktur.

Yönetimin modeli oluşturulurken ofis ortamında yazılan hali ile oluşturulduktan sonra sahada uygulaması çok farklıdır. Çünkü işin doğası yazılanların uygulamada farklı sonuçlar vermesi olağan ve ihtimal dahilindedir. Bunun tespiti ise ancak denetimle olur. Denetimden yoksun bir yönetim, tam bir yönetim sistemi değildir. Devlet yönetimi söz konusu olunca birçok alt başlığı olan denetimden bahsedilebilir. Özellikle devlet kanadında usul yönünden yapılan denetim çok yaygındır. Hatta akla gelen denetim türdür. Halbuki devlet yönetiminde, denetim denilince akla gelmesi gereken yönetimsel denetimdir.

Ofisten yönetim bakış açısı, yönetim modeli oluşturulduktan sonra her şeyin işlediği yönündedir. Aksaklıklar, eksikler görülmez. Böyle olunca da stratejik boyutta her şey yolunda gibi görünür. Halbuki sahada uygulamadaki aksaklıkların çıkması işin doğası gereğidir. Uygulamada eksiklik çıkmayan yönetim modeli yoktur. Sahada çıkan eksiklikler denetim olmadığı için düzeltilemez ve uygulayıcıların yorumu ile giderilmeye çalışılır. Bu da ciddi sorunlar doğurur. Çünkü yorum herkes için farklıdır; özneldir. Aynı sistemin değişik bölgelerdeki uygulamalarının farklı olması bu yüzdendir. Sistemi işleten uygulayıcı, aksaklığı kendince yorumlayıp giderir; giderdiğini zanneder. Halbuki sistemi kuran denetim fonksiyonunu devreye alsa zaten aksaklıkları tespit edecek ve giderecektir. İşte o zaman ülkenin tamamında tek bir uygulama olacaktır. Farklı uygulamalar diye bir şey olmayacaktır. Olması gereken de budur.

Denetim, ofisteki yönetim ile sahadaki yönetim arasındaki bilgi alışverişinin yapıldığı köprüdür. Eğer ki yönetimsel denetim olmazsa bu köprü olmaz ve sistem ilerlemeyerek çok ciddi sorunlar ortaya çıkar. Belli bir süre sonra da sistem tıkanarak hayatını tamamlar.

Bir yönetim sistemi tıpkı insan gibi sürekli değişimlere ve gereksinimlere göre evrilebilecek esneklikte olmalıdır. Bir kere oluşturup uzun yıllar stabil kalan bir sistem, başarısız bir sistemdir. Bu yüzden yeni düzenin bir gereği esnekliği çok yüksek bir model oluşturulmasıdır. Bu esnekliğin olabilmesinin tek yolu, yönetimsel denetimin yönetimde çok etkin olduğu bir model oluşturmaktan geçmektedir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir