İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yönetimsel Denetim ve çıkar grupları

Denetleme, yönetme unsurlarının tamamlayıcı bir elemanı değil, yönetim tanımını oluşturan en önemli bileşenidir. Özellikle kamu yönetiminde çok önemli bir araçtır. Çünkü kamu, yönetiminin büyüklüğü bakımından, ancak denetim ile kontrol altında tutulabilir. Yönetimsel denetimin olmaması halinde devletin yıkılmasına kadar gidecek bir süreç yaşanır. Böyle bir mekanizmanın olmadığı durumlarda devlet içinde belli çıkar grupları, çeteler ve gruplaşmalar baş gösterir. Bu gruplar devlet içinde devlet olurlar. Hal böyle olunca da toplumun devlete olan inancı giderek azalır ve devletin otoritesi, saygınlığı ve nihayetinde egemenliği ortadan kalkar.

Devletin gerçek anlamda meşruluğunu sağlayabilmesi için üst kademeden alt kademeye kadar tüm kademelerinde çıkar gruplarının olmaması gerekir. Egemen olan tek kurum devlettir. Devlet içerisinde yer alan devlet ricali ise devleti ileri taşımak için çalışanlardan oluşmalıdır. O bireyler devlet içerisinde kendi egemenliğini ilan ederlerse işte o zaman devletin varlığı tehlikeye girer.

Tüm bu riskleri ortadan kaldıracak tek mekanizma yönetimsel denetimdir. Bağımsız, tarafsız olarak yapılacak yönetimsel denetim ile tüm kişi ve kurumların uyum içinde belirlenen vizyona ulaşmasını sağlayacak şekilde çalışmasını sağlar. Fakat çıkar grupları bu tür denetim mekanizmasının olmasını istemezler. Bu sebeple de böyle bir mekanizma kurulmaması için ellerinden geleni yaparlar.

Kamu yönetiminde yapılan en büyük hata, değerlendirmelerde sadece dönem başında belirlenen stratejik ve operasyonel hedeflere uyulup uyulmadığına bakılmasıdır. Halbuki bu hedeflerin makro açından devlet, mikro açıdan kurumların uyumu açısından doğru bir hedef olup olmadığı değerlendirilmez. Hal böyle olunca düşük seviyede belirlenen hedeflere ulaşan kurumlarda başarı oranı tam olsa bile bütünde bir şey ifade etmemektedir. Hedef, kurumun zor ulaşabileceği seviyede belirlenmelidir ki, kurumun üyeleri sınırlarını zorlasınlar. Başarı ancak böyle gelir.

Yönetimsel hedefler yanlış belirlenirse iç denetim de yanlış yapılır. Dış denetimde de sistemde “yönetimsel denetim” olmadığı için, tespit edilemeyecektir. Nihayetinde düşük seviyeli hedeflerle ilerlenecektir. Bu da demek oluyor ki sadece hedeflere ulaşılıp ulaşılamama ile değil, hedeflerin belirlenme aşamasından bitiş aşamasına kadar tüm proseslerin denetlenmesi esas alınmalıdır. Bu da ancak yönetimsel denetimle sağlanır.

Çıkar gruplarının devlet içinde varlığı ulusal egemenlik için tehlikedir. Yapılan algı oyunları ile toplum ve devlet içinde güçlü destek alsalar da esas olan devlettir ve devletin varlığının üzerinde hiçbir varlığın olmaması esastır. Bu konuda tüm güvenlik tedbirlerinin alınması yine yönetimsel denetim ile sağlanır. Denetimin olmadığı sistemde serbestlik olur. Serbestisi olan kişiler makamlarından elde ettikleri gücü yanlış şekilde kullanmak suretiyle bireysel güce çevirmek isterler. Makamsal güç bireysel güce döndüğü anda devletin gücünün bireylerin egemenliğine geçmiş bir güçten bahsederiz. Devlet gücünü kaybetmeye başladığı andan itibaren egemenliği tehlikeye girmiş demektir. Yönetimsel denetim devletin egemenliğinin sigortasıdır.

Yani yönetimsel denetim milli güvenlik sorunudur.

Yönetimsel denetim usulde kontrol iken esasında çok daha fazlasıdır. Devlet içinde yer alan kurum ve ricalin uyumlu, devletine bağlı şekilde çalışmasını sağlayan yegâne mekanizmadır. Yönetimsel denetim mekanizmasının çıkar gruplarının oluşmasını engelleyen önleyici bir fonksiyonu da vardır. Bu sebeple demokrasi içerisinde yer alan bir devletin yönetimsel denetim mekanizmasının olması ve bu mekanizmanın sağlıklı çalışması sağlanmalıdır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir