İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yusuf, Mısır’ a hükümdar olduktan sonra kuyuyu özlemiş midir?

Hz. Yusuf’un hikayesini bilirsiniz. Kardeşlerinin kıskançlığından dolayı kuyuya atıldıktan sonra kuyudan kurtulan hapse atılan ve en nihayetinde Mısır’a maliye bakanı olan hayatı olan peygamber. Her peygamberde olduğu gibi Hz. Yusuf’un hayatı, ibret alınacak hikayelerle doludur. Bizlere gizli açık birçok mesaj, öğüt ve dersler vermektedir.

Dünya nüfusunun giderek kalabalıklaşması sonucu insanların yaşam tarzı teknolojinin de gelişimi ile çok farklı bir yöne evrildi. Artık zaman daha hızlı akıyor. Bunun neticesinde her geçen gün insanlar yaşayan birer ölü haline geldi. İnsanlığın her geçen gün kötüye gitmesi insanları kalabalıklar arasında yalnızlaştırdı. Ama bu yalnızlık kalabalıklar içinde yalnızlık olduğu için manasız bir yalnızlıktır. Dünyanın her geçen zamanda kötüye gideceği kitabımızda bildirilmiştir. O yüzden bu dünyadan daha iyiye gitmesini beklemek akıl tutulması olur. İnsanların yalnız kalmasında hayır vardır. Yalnız kalan insan düşünür, dersler çıkartır. Eskiden insanlar, halvete girerek karanlık bir odada tek başına kırk gün geçirirlermiş. Bunu kâmil insan olmak için yaparlarmış. Bunun bilimsel açıklaması da var elbet. Beynimizde bir çam kozağı şeklinde bulunan epifiz bezi, insanın üçüncü gözü gibidir, kalp gözü de denir. Ruhunun bedene bağlı olduğu yer olarak kabul edilir. Epifiz bezi karanlıkta kalındıkça daha çok çalışmaya başlar. Günümüzde birçok uyaranlar sebebi ile tembelleşiyor ve çalışmıyor. En basiti diş macunundaki florür epifiz bezinin çalışmamasına neden olmaktadır. Yalnızlık iyidir dedik. Her başarılı insanın yalnız zamanı vardır kendiyle geçirdiği. Bu zamanı verimli kullanıp sürekliliği de sağlarsa başarısı daimî olur. Başarılı insanlar sürekli insan içinde olmaktan sıkılır, mutlaka yalnız kalacakları zaman yaratır.

Yalnızlık değerlidir. Bu yüzden herkes yalnız kalmayı istemez. Çünkü insanların birçoğu hayatı yüzeysel yaşamaktadır. Hayatın derinliğine inmeden, etliye sütlüye dokunmadan; sıkıntıya girmeden konfor alanı içerisinde yaşamak tek amaçlarıdır. Ama hayatın amacı hiçbir zaman bu olmamıştır ve olmayacaktır. Hayatın anlamını yaşadıklarımızı ve okuduklarımızı bir araya getirip yalnız kalarak düşünmemiz gerekmektedir. Ama bizler ne hayatı doğru düzgün yaşıyoruz ne de okuyoruz. Üstelik inandığımız dinin ilk emri “oku!” olmasına rağmen.

Peygamberlerinde yaşadıkları olaylar sonunda adım adım olgunlaştığını görüyoruz. Yani dünyaya olgun, sıkıntısız bir hayat yaşayacağı garantisi ile gelmemiş hiçbiri. Hepsinin hayatında onları olgunlaştıracak ve biz diğer insanların ibret alacağı imtihanlar yaşamıştır. Haz. Yusuf’un da kuyuya atılma hadisesi de içinde birçok sırrı ve ibretlik mesajı barındıran, bir olaydır.

Hz. Yusuf’un kör kuyuda kaldığı zaman, karanlık olması hasebiyle epifiz bezinin çalışması ve kendiyle baş başa halvete girmiş olması sonraki başarısı için gereken bir adım olduğunu düşünüyorum. Orası bir kuyudan öte eğitim aldığı ve öğretim aldığı okul oldu onun için. Mısır’a hükümdar olunca acaba onca insan ve sorun içinde acaba yalnız kaldığı kuyuyu özlemiş midir?

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir