
Bazı insanlar kurumları yönetir, bazıları süreçleri; bazıları da insanları. Çok az insan ise yönetimin kendisini yönetir.
Yönetim Aklı, yönetimi yalnızca uygulayan değil; özüne inerek, anlamaya, geliştirmeye ve yeniden tanımlamaya çalışan bir ekolün adıdır. Çünkü güçlü kurumların, başarılı organizasyonların ve uzun ömürlü devletlerin arkasında yalnızca kaynaklar, yetkiler veya teknolojiler değil; bunları anlamlı bir bütün hâline getiren bir yönetim sistemi, anlayışı ve aklı vardır.
Bugünün dünyasında değişim her zamankinden daha hızlı gerçekleşmektedir. Teknolojiler dönüşmekte, kurumlar yeniden şekillenmekte, yönetim sistemleri karmaşıklaşmakta ve yöneticiler her geçen gün daha fazla belirsizlikle karşı karşıya kalmaktadır. Böyle bir ortamda yalnızca mevcut sistem ve modelleri uygulamak yeterli değildir. Asıl ihtiyaç duyulan şey, değişimi okuyabilen, karmaşıklığı yönetebilen ve geleceği öngörebilen bir yönetim aklıdır.
Yönetim Aklı ekolü, yönetimi yalnızca idari bir faaliyet olarak değerlendirmez. Yönetim; düşünme biçimidir, zamanı doğru okuyabilme yeteneğidir. Farklı alanlardaki dağınık görünen kavramlar arasında ilişki kurabilme becerisidir. Sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale etmekten çok, sorun ortaya çıkmadan önce öngörebilmektir.
Bu yaklaşımın merkezinde insan, yönetim ve zaman arasındaki ilişki yer alır. Çünkü hiçbir yönetim sadece sahip olduğu kaynaklar kadar güçlü değildir. Yönetimleri güçlü yapan, sahip oldukları kaynakları nasıl kullandıklarıdır. Hiçbir organizasyon yalnızca ekonomik büyüklüğüyle etkili değildir. Organizasyonları etkili kılan, sahip oldukları gücü nasıl yönettikleridir. Hiçbir yönetici yalnızca bulunduğu makam nedeniyle başarılı olmaz. Başarı, sahip olunan yetkinin arkasındaki düşünce kalitesiyle ortaya çıkar.
Yönetim Aklı; kısa vadeli sonuçlardan çok uzun vadeli gücü önemser. Geçici başarılar yerine sürdürülebilir sistemleri, bireysel performans yerine kurumsal yetkinliği, günü kurtaran çözümler yerine geleceği inşa eden vizyonları merkeze alır. Bu nedenle yönetim; kişilerden bağımsızlaşabildiği ölçüde güçlenir, kurumsallaşabildiği ölçüde kalıcı hâle gelir.
Bu anlayış doğrultusunda geliştirilen çalışmalar; devlet yönetiminden kurumsal yapıya, liderlikten denetime, stratejiden performans yönetimine kadar geniş bir alanı kapsamaktadır.
Üretilen her kavram, geliştirilen her model ve ortaya konulan her eser aynı sorunun peşinden gitmektedir:
Daha güçlü organizasyonlar nasıl kurulur?
Daha etkili yönetim sistemleri nasıl oluşturulur?
Daha sürdürülebilir sonuçlar nasıl elde edilir?
Yönetim Aklı bu sorulara tek bir cevap vermeye çalışmaz. Bunun yerine düşünmeye, sorgulamaya ve yeni çözümler geliştirmeye imkân sağlayan bir çerçeve sunar. Çünkü yönetimin geleceği, hazır reçetelerde değil; doğru soruları sorabilen ve yeni şartlara uygun cevaplar üretebilen bir anlayışta saklıdır.
Bugün Yönetim Aklı; eserleri, kavramları, eğitimleri ve uygulama modelleriyle gelişmeye devam eden bir düşünce hareketidir. Amacı yalnızca mevcut yönetim anlayışlarını açıklamak değil, daha güçlü, daha akılcı ve daha sürdürülebilir yönetim yaklaşımlarının oluşmasına katkı sağlamaktır.
Yönetim, yalnızca bir görevi yerine getirmek değildir. Yönetim; yön verebilmektir ve yön verebilmenin ön şartı, yönetim aklına sahip olmaktır.